Ergenlik Depresyon Stres Yetiskinlerde

Erginlik Dönemi Depresyonları, Yetişkinlik Depresyonu, İleri Yaş Yaşlılarda Depresyon Stres

Bundan önceki bölümlerde de anlatıldığı gibi depresif belirtiler; disforik mi­zaç, düşünce, konuşma ve hareketlerde yavaşlama, giderek artan bir dağınık­lık ve sersemlik hali ve uykuya meyil ile belirlenir.

Disforik mizaç kişinin gerek biyolojik hazlara ve gerek sosyal aktivitelere karşı derin bir ilgisizlik duyması, üzgün, ümitsiz olması ve çok kısa aralarla ve hiçbir sebep olmaksızın neşeden kedere veya kederden neşeye geçebilmesidir. Depresyonda yukarıda sayılan temel değişikliklere ekolarak kendin suçla­ma, horlama ve aşağılama, huzursuzluk, intihar düşünceleri ve teşebbüsleri ve bütün beden fonksiyonlarında bir düzensizlik vardır.

Depresyonlu kişi bunlara ek olarak organlarının iyi çalışmadığını, hasta ol­duğunu, daha da ileri giderek çürümüş, dökülmüş ve işe yaramaz halde oldu­ğunu da zanneder ki bu tür düşünce bozuklukları "hipokondri" olarak tanımlanır. Ergenlik dönemi depresyonu: Ergenliğin özellikle erken döneminde bu tür değişikliklere sıklıkla raslanır. Ancak apati-bir çeşit şaşkınlık ve sersemlik hali-, intihar fikirleri ve teşebbüsleri ve hipokondrilere nadiren tesadüf edilir. Rosen ve arkadaşlarının Amerika'da yaptıkları çalışmalarda ergenlik dönemi depres­yonunun kızlarda; 10-11 yaşları arasında yüzde 1.5 dolayında bulunduğu, erkek­lerde yüzde 1.6 olarak rastlandığı gösterilmiştir. Yaş ilerledikçe depresyon ora­nının her iki cinste de arttığı dikkati çekmiş ve 18-19 yaş kızlarında yüzde 9.9, erkeklerinde ise yüzde 3.2'ye yükseldiği görülmüştür. 18-19 yaş kızlarında er­keklere oranla depresyonun ortaya çıkışında büyük bir farkın oluşması, stres faktörünün kızlarda daha etkin olduğu kanaatini uyandırmıştır. (reaktif depresyon, gizli depresyon)


Depresyonun yaşla bu kadar yakın ilgisinin bulunması -gençlerde görülen depresyonların

a- Erken ergenlikte görülen depresyonlar ve b- Geç ergenlikte görülen depresyonlar olarak ikiye ayrılmasını gerektirmiştir.

a- Erken ergenlikte depresyon. Erken ergenlik depresyonları, gencin duy­gularını serbestçe ve açıkça belirtmesindeki zorluk ve isteksizlik, menfi tutum ve davranışlarından ve kendisini eleştirmesinden hoşnut olmaması sebebiyle yetişkin depresyonundan önemli farklar gösterir. Ergen gençlik dönemi dep­resyonunda belirtiler çoğunlukla saklı ve maskelenmiştir. Hasta genç, depres­yonun ikincil belirtileri ile içindeki çatışmayı saklamak ister ve bu belirtileri bir örtü gibi kullanarak depresyonunu gizlemek ister. Bu ikincil ve doğrudan depresyona ait olmayan belirtilere depresyonun ekivalentleri-eşdeğerleri de­nir. Bu depresif ekivalentler her yaş depresyonunda görülürlerse de erken genç­lik dönemi depresyonu için karakteristiktirler.
Aşağıda sıralanmış olan belirtilere depresyonun "majör ekivalentleri" adı verilir, bunlar:

1- İç sıkıntısı ve huzursuzluk,
2- Yorgunluk ve fizik egzersizler, jimnastik, oyunlar ve spor gibi uğraşlar,
3- Dikkati ve ilgiyi bir noktaya yoğunlaştırmada güçlük. Buna konsantras­yon zorluğu da denilir.
4- Acting-out, dışa vurma olarak isimlendirilen bir davranış kusuru,
5- Kendisinden daha güçlü olduğuna inandıkları insanlara sığınma veya in­sanlardan kaçma.
Şimdi bu saydığımız majör depresyon ekivalentlerinin tanımlamalarını görelim.

1- Sıkıntı ve huzursuzluk: Gencin sürekli olarak sıkıntı ve huzursuzluktan şikâyetçi olması saklı bir depresyonun varlığını düşündürür. Depresyonlu genç, aslında kendisini hiç ilgilendirmeyen ve zevk vermeyen bir takım amaçsız iş­lerle uğraşır. Bu şekilde dayanılmaz derecede hissettiği sıkıntısından kurtul­mayı amaçlar. Yalnızlık fikri ve sıkıntısı ile başbaşa kalacağı korkusu, onu sü­rekli bir hareketlilik içine iter ve hasta delikanlı yaşadığı her ortamda huzur­suzluğunu açıkça belli eder.

2- Yorgunluk ve fizik çabalamalar: Ardı arkası gelmez fizik uğraşlardan bi­tap bir hale kendini yatağa atan delikanlı, iyi bir uykudan sonra bile yorgunluğunun geçmediğini hayretle görür, ama gene de o günün hızlı yaşamına ken­disini kaptırır ve böylece sıkıntısından kurtulmaya çalışır.

3- Konsantrasyon zorluğu: Özellikle okulda kendisini gösteren bir yetersiz­liktir. Hasta genç, okuldaki dersleri anlamadığını, okuduğunu hatırda tutama­dığını, öğrendiklerini anlatamadığını ve bütün gayretine rağmen derslerindeki başarının giderek düştüğünü görür. Bu devrede çocuğa yapılmak istenen yar­dımlar, çoğu kere başarısız olur, tutulan yardımcı öğretmenlerin belirgin bir ya­rarı olmaz. Bu zihin toplama yetersizliği genellikle çok geç farkedilir ve çocuk, tembellikle, haylazlıkla veya mastürbasyon veya benzeri cinsel konulara fazla eğilmiş olmakla suçlanır.

4- Dışa vurma: Erken gençlik döneminde depresyonlu gencin kendisini ana-baba, yakın çevre ve arkadaşları tarafından sevilmeyen, istenmeyen, değersiz bir kimse gibi görmesi ve algılamasına karşı gösterdiği bir davranış biçimidir. Dışa vurma çok değişik şekillerde olabilir. Genelde dışa vurma cevapları, kız­gınlık, öfke halleri, sık sık evden kaçma teşebbüsleri, kavgacılık, isyankârlık, karşı çıkıcılık, küfürlü ve edep dışı konuşmalar, çeşitli suçları işleme, büyük­lerin ve ana-babanın önünde kaba ve çirkin davranışlar şeklinde özetlenebilir.
Depresyonlu delikanlı bu şekilde davranarak egosunu-benliğini güçlendir­meye çalışır ve bir çeşit hastalıklı savunma içine girer. Bu tür davranışlar, has­ta gencin sıkıntılı olduğunu ve bundan kurtulmak için normal dışı davranışlara .eğilim duyduğunu göstermekle kalmaz, aynı zamanda ileride geliştireceği ki­şilik yapısının da asosyal, anormal ve hastalıklı olacağına işaret eder. Bu tür dışa vurmalar onun gelecekteki yaşam programını ve karakter eğilimlerini
gösterir.

Obje kaybına uğramış, sevdiklerinden bir veya birkaçını kaybetmiş gencin göstereceği dışa vurma cevabı, genelde bir suç işleme ve suça yatkın davra­nışlara girme şeklinde olur. Bu çocuklar giderek daha acımasız, daha haşin ve daha toplum dışı eğilimlere itibar ederler.

5- Sığınma veya kaçış: Depresyonlu gençlerde yukarıda sayılan saklı depresyon belirtilerine bir başka örnek, insanlara aşırı bir yaklaşma veya tamamen uzaklaşma şeklinde görülür. Yaklaşma eğilimi genelde yalnızlık kor­kusundan kaynaklanır, erken çocuklukta başlayan bu durum, gençlik dönemi­nin bütün devrelerini içine alabilir veya bütün bir hayat boyu devam eder. Ço­luk çocuk ve hatta torun sahibi oldukları halde kendilerini bir çocuk gibi his­seden ve hayatta ise analarının dizinin dibinden ayrılmayan çok ihtiyarlar var­dır. Bir kısım gençler ise bu yalnızlık duyumlarını her önüne gelen insanla ar­kadaşlık kurmak, karşılarındaki insan ne amaçla yaklaşırsa yaklaşsın onunla içice olmak isterler. Çoğu kere de ard niyetli insanların oyununa gelir,sapık cinsel ilişkilerin kurbanı olurlar. Bu gençler için önemli olan şey, sevilme ve şefkat görme ihtiyacıdır. Bir kısım depresyonlu gençler ise baba gibi, ağabey gibi sevdikleri kimselerin hizmetine girer ve onlara kayıtsız şartsız itaat eder­ler. Böylece birçok kanun dışı kuruluşun ve çetelerin sadık birer hizmetkârı olurlar.