Boğmaca Hastalığı Nedir, Çocuklarda Boğmaca

Şiddetli öksürük nöbetlerinin görüldüğü akut solunum yolları enfeksiyonudur; komplikasyonları bazen çok ağır olabilir.

Boğmaca akut ve çok bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. En tipik özel­likleri solunum yollarında nezle ve üst üste gelen öksürük nöbetleridir. Öksü­rük kasılma nöbetleriyle birlikte gelebi­lir. Hastanın soluk alma sırasındaki iç çekişleri ötmeyi andırır.

Boğmaca Nedenleri

Boğmaca etkeni Bordetella pertussis adlı mikroorganizmadır. Haemophilus pertussis adı da verilen bu basil yu­murta biçimindedir; bağımsız hareket edemez, dış çevre koşullarına fazla da­yanamaz, ama solunum yolları ve bronş ağacının mukozasında rahatça üreyip gelişebilir. Hastaların konuşma ya da öksürme sırasında çevreye yay­dıkları tükürük damlacıklarının solunmasıyla vücuda girerek solunum yolla­rına ulaşır. Boğmaca basili genellikle soluk borusu ya da gırtlak mukozasına yerleşerek lezyon oluşturucu etkisini göstermeye başlar. Zedelenen mukoza­nın tepkisi iltihap ve bol miktarda mu-kus salgılamaktır. Bu arada ölen mik­ropların parçalanmasıyla çok zehirli bir madde (toksin) de açığa çıkar. Bu madde bronş dallarına zarar verir; bu­radaki sinir uçlarını zedeleyerek uyarır ve tıkayıcı öksürük nöbetlerini başla­tır. Toksinlerin açığa çıkması düzensiz olduğundan nöbetler de düzensizdir. Her ikisini de belirleyen basilin yaşam çevrimidir.

Boğmaca Nasıl Bulaşır?

Boğmaca basilinin tek konağı insandır; hastalık yalnızca solunum ağacının sal­gıları, özellikle de tükürük ve burun yutak mukusu aracılığıyla bulaşır. Has­talığın bulaşıcılığı başlangıçtaki akıntılı ya da nezleli dönemden öksürük nöbet­lerinin görüldüğü ilk 4 hafta boyunca sürer. Bulaşma doğrudandır; hastanın özellikle öksürük nöbetleri sırasında, ayrıca konuşma ve aksırmayla çevreye yaydığı mikropların solunmasıyla ger­çekleşir. Hastanın çamaşırları ve kul­landığı eşya aracılığıyla dolaylı bulaş­ma olasılığı bulunsa bile B. Pertussis dış ortamda çok dayanıksız olduğundan bu olasılık çok düşüktür.

Kızamık ve kızıl gibi boğmaca da kalabalık yerleşim yerlerinde ve kent­lerde salgınlar yapabilen bir hastalık­tır; genellikle kalabalık ortamlarda en­feksiyon kaynakları her zaman bulun­duğu ve insanlar hastalanmaya daha yatkın oldukları için salgınlar ortaya çıkar. Hastalığın kalıcı bir bağışıklığa neden olması, küçük merkezlerde aralıklı olarak görülürken bu zaman dilim­lerinde küresel düzeyde salgınların sür­mesini açıklar. Boğmaca bir toplulukta bir kez ortaya çıktığında, bütün alıcı kişiler hastalanır. Bu insanların hepsin­de kalıcı bir bağışıklık geliştiğinden enfeksiyonun bulaşabileceği kişilerin yeni doğumlarla topluluğa katılması için belirli bir süre geçmesi gerekir. Boğmaca en çok iki ile altı yaş arasın­daki çocuklarda görülür. İki yaşından küçük çocuklar arasında görülme sıklı­ğı da oldukça yüksektir. On yaşından sonra ise gittikçe seyrekleşir ve eriş­kinlik evresinde ancak tek tük olgulara rastlanır.

Hastalığa özgü klinik belirtiler baş­langıçtaki akıntılı dönemde henüz orta­ya çıkmamıştır. Oysa bu dönemde hasta öksürükle sürekli ve çok miktarda basil çıkardığından bulaşma çok kolaydır.
Bulaşıcılık belirtilerin açık görüldü­ğü tipik öksürük nöbetleri döneminde azalır; hastalığın yedinci haftasında ise bütünüyle biter.

Boğmaca Hastalığı Belirtileri

Hastalığın 10-15 günlük kuluçka döne­mi tümüyle belirtisiz geçer. Bu sürenin sonunda da hastalık oldukça yanıltıcı biçimde başlar; boğmacaya özgü belirti­ler yerine soğuk algınlığı, hafif ateş, kı­zarmış ve sulanmış gözler görülür. Ço­cuğun boğazı kırmızıdır, burnu akar ve kuru bir öksürüğü vardır; genel durumu iyidir; her şey sıradan bir soğuk algınlı­ğını düşündürür. Ama zamanla iyileşe­ceği yerde boğmaca tanısı konmasını sağlayacak belirtileri vermeye başlar. Bu başlangıç döneminin ilk altı-yedi gününe "akıntılı dönem" ya da "nezle dönemi" denir. Bu dönemin sonuna doğru öksürük daha kuru, inatçı ve hı­rıltılı hale gelir; geceleri artar. Çocuk gecede ancak birkaç saat uyuyabildiğin-den huzursuz, hırçın ve sinirlidir; sürek­li acı içinde görünür. İkinci haftanın so­nunda hastalığın en tipik dönemine ula­şılır. Bu dönemde görülen öksürük nö­betleri art arda gelir ve bu hastalığa öz­güdür. Öksürük nöbetleri üç-dört hafta boyunca, hatta bazen daha uzun süreyle tek belirti olarak kalır. Başlangıçta daha çok olmak üzere nöbetler gün boyunca değişik sıklıkta ortaya çıkar; süresi ve şiddeti hastadan hastaya değişir; birdenbire başlar; başlama nedeni ağlama, be­densel güç harcama, şiddetli bir heye­can ya da yemek yutma olabilir. Çocuk bazen nöbetin başlayacağım önceden hisseder, yaptığı işi bırakır ve birkaç sa­niye şaşkınlık içinde bekler. Nöbet ge­cikmez. Beş, altı, on öksürük nöbeti art arda gelir. Çocuk birkaç saniye soluğu­nu tutar, sonra çok derin bir soluk alır. Hava gırtlaktan geçerken öter gibi derin bir ses çıkar. Bu ses boğmacaya özgü­dür.

Özellikle şiddetli nöbetlerde hasta­nın yüzü kırmızı-mor bir renk alır; dili dışarı fırlar; gözleri kızarır ve sulanır. Çocuk yatak örtülerini sıkıca tutarak ya­tağın üstüne oturur ya da oynuyorsa bir dayanak arayarak durur; derin bir acı içinde gibidir. Öksürük nöbeti kısa süre­de geçer. Öksürük hafifleyerek kaybo­lur ve ateşi yüksek olmayan küçük has­ta hiçbir şey olmamış gibi normale dö­ner. Bununla birlikte art arda gelen ya da yemek sırasında ortaya çıkan öksü­rük nöbetleri kusma ve aşın terleme ya­par. Tipik öksürük nöbetleri dönemi da­ha önce belirtildiği gibi uzun sürer; bu nedenle ninelerimizin zamanında boğ­macalım iyileşmesi için dokuz ay geç­mesi gerektiğine inanılırdı.
İyileşme döneminin başlıca özellik­leri nöbetlerin seyrekleşmesi, öksürü­ğün azalması ve kusmanın görülmeme­sidir. Zamanla nöbetlerin yerini aralıklı, tek tük öksürükler alır. Bu dönemde hastanın genel durumu düzelir. Kusma görülmediğinden beslenme rahatlar. Gece uykusu öksürük nöbetleriyle bö­lünmez. Çabuk sinirlenme, hırçınlık be­lirtileri de yok olur. Ortalama 2-3 hafta süren bu dönemin sonunda hasta iyile­şir.

Fazla şiddetli olmayan olgularda boğmaca ortalama 8-10 hafta sürer. Boğmacanın yanı sıra bir başka enfek­siyonun daha başlaması nöbetlerin yi­nelenmesine ve hastalığın uzamasına yol açar. Boğmaca geçiren kişiler iyileştikten bir süre sonra da nezle gibi sıradan bir solunum yollan iltihabına tu­tulduklarında boğmacaya özgü öksürük görülebilir. Bu olgularda boğmacanın yineleme olasılığına karşı bakteriyolo­jik inceleme gerekir.

Boğmaca Hastalığı Klinik Biçimleri

Boğmacada, klinik belirtilerin şiddeti ve süresi değişebilir. Ama hastalığın bunun dışında da bazı tipik klinik tablo­ları vardır.

• Örtük boğmaca - Özellikle erişkin­lerde, büyükçe çocuklarda ya da bağı­şıklığı olan kişilerde görülür. Öksürük hırıltılı olabilir, ama boğmacının tipik öksürük nöbeti dönemindeki özellikleri taşımaz; gene de ender olarak bu tür nöbetler görülebilir. Örtük boğmaca ge­nellikle gözden kaçar ve bu durumda bulaşmayı önlemek için yeterli önlem alınmayabilir. Akciğer komplikasyonları sonucunda da boğmacanın tipik nö­betleri görülmez.

• Aksırma nöbetleri- Hastalığın ağır ve hastayı çok zayıf düşüren bir biçi­midir. Boğmacanın bu biçiminde öksü­rük yerine 2-3 dakika süren aksırık nö­betleri görülür. Hastanın burnu akar, bazen de kanar; yüzünde belirgin kan toplanması vardır. Aksırma nöbetleri öksürük nöbetinin başlamasından ön­ceki birkaç gün içinde ya da bir hafta boyunca görülür. Süt çocuklarında daha yaygındır.

Yalancı Boğmaca

Bordetella parapertussis boğmacaya çok benzeyen bir hastalığın etkenidir. Kuluçka dönemi 6-15 gündür. Hastalık görece hafif ve tipik olmayan belirtiler verir; boğmacadan kısa sürer (1-3 hafta) ve çoğunlukla ikincil sorunlar yarat­maz. Birçok olguda hastalığın hemen hiç belirti vermediği görülmüştür; bu yüzden taşıyıcı sayısının yüksek olabileceği düşünülmektedir. Boğmaca ile karşılıklı bağışıklık söz konusu olmadığından boğmaca aşısı yalancı boğmaca­dan korumaz. Tedavi belirtilere yöneliktir, ama bazı antibiyotikler de kullanı­labilir.
Bordetella bronchiseptica aynı cinsten bir başka mikroorganizma türüdür. Ko­bay, tavşan gibi deney hayvanlarında (ama farede değil) bazı enfeksiyonların etkenidir; bazen insanda da hastalık yapar. Bu hayvanlarla ilişkide olan kişi­lerde boğmacaya benzer bir solunum sistemi enfeksiyonu başlatabilir.

Boğmaca Komplikasyonlar

Boğmaca bir dizi ikincil hastalığa yol açabilir. Bunların solunum sisteminde ortaya çıkan en önemlisi zatürreedir. Zatürree doğrudan doğruya basil ve tok­sinlerin etkisiyle gelişir.

Biraz şiddetli olan bütün boğmaca olgularında hafif bir akciğer amfizemi görülür. Akciğerlerin göğüs boşluğuna bakan yanlarındaki hava keseciklerinin parçalanmasıyla mediyastin amfizemi gelişebilir. Akciğer zan boşluğuna hava girmesi ise kendiliğinden (spontan) pnömotoraksa yol açar.

Boğmacanın ardından solunum sis­teminde bronş genişlemesi (bronşektazi), akciğerde bağdoku artışı (fibroz) ve akciğer amfizemi gibi sorunlar görülür. Solunum sisteminde doğrudan boğmaca etkeninin yol açtığı komplikasyonlarının dışında başka bakterilerin eklenme­siyle de bronşit ve bronş-akciğer iltiha­bı (bronkopnömoni) görülebilir; buna süper enfeksiyon denir.

Kalpte özellikle sağ karıncıkta ol­mak üzere bir genişleme, ardından da akciğer kan basıncının yükselmesine bağlı büyüme görülebilir.

İkincil bakteri enfeksiyonlarına bağ­lı olarak çoğu kez ortakulak iltihabı ge­lişir ve iltihap hinleşme eğilimindedir. Yineleyen şiddetli öksürük nöbetlerin­den sonra, tanı açısından büyük değer taşıyan konjunktiva altı kanamaları gö­rülebilir. Nöbet sırasında ağız boşluğun­dan dışarı çıkan dilin alt kesicidişler üzerine bastırılması sonucunda dili ağız tabanına bağlayan bağ (frenulum) zede­lenir ve bu bölgede hastalığa özgü ül­serler oluşur. Burun kanamalarına göre­ce sık, kulak kanamalarına ise çok daha seyrek rastlanır.

Gözkapakları ve ağız çevresindeki şişme (ödem), toplardamarların yanı sı­ra lenf damarlarında da göllerime, yani lenf akışında da bozulma bulunduğunu gösterir.

Boğmaca çeşitli sinir sistemi komplikasyonlarına yol açar. Özellikle ço­cuklarda sık görülen havale nöbetleri genellikle iz bırakmaz. Önemli bir sinir sistemi komplikasyonu olan beyin ilti­habı (ensefalit) ise iyileştikten sonra değişik derecede iz bırakır; ruhsal ge­lişmede gecikme, sara ve göz bozuk­luktan yapabilir. Omurilik iltihabı (miyelit), çoklu sinir iltihabı (polinevrit) ve lenfositer beyin zan iltihabı (lenfositer menenjit) daha seyrek görülür. Bu bozuklukların oluşum süreçleri günü­müzde de tartışılmakta ve alerji-bağışıklık sistemiyle ilgili olduğu sanıl­maktadır. Öksürük sırasındaki zorlan­ma özellikle süt çocuklarında göbek ve kasık fıtıkları ile makat sarkmasına yol açabilir.

• Eşlik eden hastalıklar - Boğmaca döküntülü çocuk hastalıkları gibi bazı başka hastalıklarla birlikte görülebilir. Kızamıkla birlikte ya da art arda görül­mesi akciğer komplikasyonlarının geli­şimini kolaylaştırır. Geçmişte boğma­canın veremle birlikte bulunması çok korkutucu kabul edilirken günümüzde o ölçüde tehlikeli sayılmamaktadır. Bu­nunla birlikte aktif bir akciğer veremine eklenmesi hastalığı olumsuz etkiler.

Boğmaca Tanı

Boğmaca özellikle tipik belirtilerinin görülmediği başlangıç evresinde çok bulaşıcıdır. Bu nedenle erken tanı koy­mak çok önemlidir. Böylece hastalar çevreden ayrılarak hastalığın yayılması önlenebilir. Hastalık tekil olgular halin­deyse erken aşamada saptanıp önlem alınabilmesi zordur; salgın durumunda ya da nöbetlerin belirdiği dönemde ise hekimin işi bir ölçüde kolaylaşır. Anne­nin öksürükleri ayrıntılı olarak betimle­mesi, öksürük nöbeti sırasında gözde konjunktivada küçük kanamaların ya da dilin ağız tabanına bağlandığı bölgede küçük yaraların saptanması tanıya yar­dımcı olur. Hafif olgularda tanı daha güçtür; uzun süreli ve hastalığın tipik özelliklerini taşımayan bir öksürük göz­lenir. Yenidoğanda görülen ve tipik ol­madığı için zor tanınan boğmaca, öksü­rük nöbetleri kadar bronş-akciğer iltiha­bı komplikasyonu açısından da tehlike­lidir. Öksürükten çok aralıklı aksırma nöbetlerinin geldiği iyi gidişir olgularda da tanı güç konabilir.

Erken tanı amacıyla nöbeti başlat­maya yönelik bazı basit girişimlerde bulunabilir; örneğin sol başparmakla soluk borusuna bastırılabilir ya da bir kaşık sapıyla küçük dil uyarılabilir.
Eğer kısa süre önce hasta kendiliğinden bir nöbet geçirmişse bu girişimle nöbeti uyarmak olanaksızdır; çünkü nöbet sonrasında dokuların uyarıya yanıt ver­mediği yaklaşık 1/2-1 saatlik bir "ölü dönem" yaşanır.

Boğmaca Beklenen Gidişi (Prognoz)

Büyük ölçüde hastanın yaşına bağlı ol­mak üzere boğmaca genellikle erişkin­lerde ve büyük çocuklarda daha iyi gidişlidir. Ölüm oranı bir yaşına kadar hastalığa yakalanan arasında yüzde 25, bir ile iki yaş arasında ise yüzde 10'dur. Boğmaca bebeklik çağında çok ağır, çocukluk çağında ve erişkinlerde iyi huylu bir hastalıktır.

Boğmaca Hastalığı Tedavisi, Boğmaca ve Tedavi

Küçük hastalarda genellikle daha şid­detli geçen boğmaca, yeni tedavi yön­temleri sonucunda artık daha hafif geçi­rilmektedir. Tam ve etkili bir tedavi üç öğeyi içerir:
Haemophilus pertussis'e karşı antibiyotikler; bronş mukozasının şiddetli iltihabına karşı kortizonlu ilaç­lar; şiddetli nöbetlerde öksürüğü ve sinir sistemini yatıştıran ilaçlar. Bağışıklığı yüksek, yani daha önce boğmaca geçir­miş ve Haemophilus pertussis'e karşı antikorlar geliştirmiş insan serumunun kullanılması hastalığı önlemekte ve ha­fifletmekte etkilidir; bu nedenle de özel­likle çocuk hastalarda çok yararlı olur.

Boğmacalı çocuk sorunlu bir hasta­dır. Eğer arkadaşları bu hastalığı geçirmemişse bir süre arkadaşlarından ayrı kalacak, ama nöbetler dışında tümüyle iyi olacağından ve oynamak isteyece­ğinden arkadaşlarından ayrılmaya da­yanamayacaktır. Ruhsal gerginliğini ve nöbetlerini hafifletmek, ayrıca yemekle bağlantılı kusmanın yol açtığı iştahsızlı­ğı azaltmak için hastanın açık havada uzun yürüyüşler yapması çok yararlıdır. Yürüyüş çocuğun çevresine dalmasını ve yatışmasını sağlar. Nedeni bilinme­mekle birlikte uçak yolculuğu da yarar­lıdır; uçak yolculuğunun hastalığın ruh­sal yönünü etkilediği ve özellikle duyar­lı çocuklarda duygusal bir şok etkisi yaptığı sanılmaktadır.

Komplikasyonların tedavisi

- Yeniden etkinleşen verem. Boğmaca eski bir verem odağım yeniden etkinleştirebilir. Tüberkülin testleri olumlu so­nuç veren hastaların 8 hafta süreyle ve­rem tedavisi görmeleri gerekir.

- Bronş-akciğer iltihabı. Boğmacada yapılan radyolojik inceleme her zaman ikincil olarak gelişmiş bir zatürreeyi göstermez ve bu durumda antibiyotik tedavisini uzatmak gerekmeyebilir. Hastalık komplikasyonsuzsa öksürük nöbetleri arasında, solunum yetmezliği belirtileri de görülmez. Tipik hırıltılı so­luma seslerinin (rai) duyulması ise ikin­cil olarak gelişmiş bir zatürreenin gös­tergesidir.

- Ortakulak iltihabı. Boğmacada bakteri kökenli ikincil ortakulak enfeksiyonları sık görülür. Antibiyotik verilmemiş has­talarda iltihap etkeni bakteriler genellik­le pnömokok, Haemophilus influenzae ya da streptokoklardır. Kulak iltihabı antibiyotik tedavisi sırasında gelişirse, irini akıtmak için iğneyle emme uygula­ması gerekebilir. Böylece alman örnek­ten kültür yapılır; antibiyogram ile en uygun ve etkili antibiyotik saptanarak tedaviye geçilir.

- Akciğer sönmesi. Boğmacanın akciğerde en sık rastlanan komplikasyonlarından biri özellikle sağ üst lobda görü­len sönmedir (atelektazi). Boğmacanın tipik öksürük nöbetleri dönemi geçtik­ten sonra, göğse etkili bir fizik tedavi uygulanır. Akciğerdeki sönme genellik­le üç hafta içinde kendiliğinden iyileşir; üç haftadan uzun sürerse, bronkoskopi gerekebilir, ama antibiyotik tedavisinin uzatılması gerekmez. - Öbür komplikasyonlar. Boğmacada kanamalara sık rastlanır. Kanama en çok gözküresi çevresindeki gözakında, burunda ve dışkıda görülür. Beyin zar­ları (örümceksizar ve sertzar) altına ka­namalar ise çok enderdir. Öksürük nö­beti sırasında alt kesicidişlerin bastır­masıyla dilin ağız tabanına bağlandığı yerde ülserler oluşabilir; bu yaralar kendiliğinden iyileşir. Şiddetli öksürük nöbetlerinden sonra ortaya çıkabilen zehirlenmeye bağlı havale nöbetleri uy­gun ilaçlarla tedavi edilir.

Mikrobun bulaşmış olabileceği kişi­lerin tedavisi - Hastalığın bulunduğu çevrede yaşayan mikrobu almış olabile­cek kişilere hastalara önerilen dozda antibiyotik verilir. Eğer aktif hastalık çevresinden hemen uzaklaşmışsa koru­yucu antibiyotik tedavisi beş gün sürdü­rülür. Kişi hastayla aynı evdeyse teda­vinin en az 7-10 gün sürdürülmesi öne­rilir. Altı yaşından küçük aşılanmış ço­cuklara boğmacaya karşı aşı tekrarı ya­pılır; bu tetanos, boğmaca ve difteriye karşı üçlü aşı biçiminde de olabilir. Boğmaca basiliyle karşılaşan kişilerde antibiyotik tedavisinin ne ölçüde etkili olduğu konusunda yeterli araştırmaların yokluğuna karşın günümüzde bu önlem zorunlu kabul edilmektedir.

Genel önlemler - İlk bir-iki yaşından sonra boğmacaya yakalanan çocukların büyük bölümü ikincil bir sorun geliş­meden iyileşir. Tedavi evde yapılabilir. Eğer hava uygunsa çocuk açık havada ve güneşte kalmalıdır. Çevreden ayrı tutulması gerekir, ama daha önce boğ­maca geçirmiş çocuklarla oynayabilir. Kusma genellikle mukusun mekanik et­kisine bağlıdır. Yemeklerin çocuk kus­tuktan sonra verilmesi beslenmeyle il­gili bozuklukları en aza indirebilir. Ço­cuğun beslenmesini sağlamak için her yol denenmelidir. Bol vitaminli ve ko­lay sindirilebilir besinler verilmeli, kı­zarmış ekmek ve kraker gibi kuru yiye­ceklerle soğuk içeceklerin nöbeti başla­tabileceği unutulmamalıdır. Yiyecekler azar azar, günde 5 öğün halinde veril­melidir. En uygun besinler sütte pişmiş tahıllar, muhallebiler, tatlandırılmış süt, et, sebze ve meyve püreleri, yumurta ve bol vitaminli yiyeceklerdir. Aşın etkin­lik önlenmelidir, çünkü hem öksürük nöbetlerini başlatabilir, hem de uyku­suzluk ve kilo kaybına yol açabilir. Hastalığın şiddetinden bağımsız olarak özel bakım ve dikkatin boğmacadaki kadar önemli olduğu hastalıklar azdır. Bir yaşından küçük çocuklar ikincil en­feksiyonların gelişmesini önlenmek için çevreden ayrı tutulmalıdır. Öksü­rük nöbetlerini azaltmak için oda sıcak­lığının değişmemesi sağlanmalıdır. Hastanın odası iyi havalandırılmalı, ay­rıca toz, duman, aşın uyancı etkenler ve ani sıcaklık değişimleri önlenmeli­dir. Nöbetler sırasında bebek ve küçük çocuklar oturur durumda tutulmalıdır. Böylece nöbetler daha hafif geçer ve solunum yollarına besin ya da tükürük kaçması önlenir. Biberonla süt verilir­ken bebek kaldırılmalı ve rahat olmalı­dır.

Boğmaca Hastalığı ve Korunma Yöntemleri

Boğmacanın bildirimi zorunludur. Has­taların çevreden ayrılması genellikle zor olmakla birlikte bulaşma olasılığı yüksek kişileri korumak için kesinlikle uygulanmalıdır. Öksürük nöbetlerinin kesilmesinden 15 gün sonra çocuk oku­la gidebilir. Boğmacalı hastalarla ilişki­si olan çocuklar da en az 15 gün okula gitmemelidir. Hastalık sırasında bulaşı­cı olabilecek her tür eşyanın mikroplar­dan arındırılması gerekir. Boğmacaya karşı en etkili koruyucu önlem ise öl­dürülmüş boğmaca mikroplarıyla hazır­lanan aşıdır. Bütün çocuklara yapılması gereken boğmaca aşısı genellikle difte­ri ve tetanos aşılarıyla birleştirilerek uygulanır. Aşılama görece kısa süreli koruma sağladığı için, bazı uzmanlar 4-6 yaşından sonra aşı tekrarlarının ge­reksiz olduğu görüşündedir; bu yaştan sonra hastalık zaten hafif geçer. Yeni-doğanın anneden bağışıklık almadığı (ya da çok zayıf bir bağışıklık aldığı) hatırlanarak salgın koşullarında bebeği alışıldığı gibi 2 aylıkken değil, 4-6 haf­talıkken ya da çok gerekirse doğumdan sonraki ilk günlerde aşılamak uygun­dur.