Sistemik Skleroz (Skleroderma) Tedavisi

Sistemik Skleroz Nedir (Skleroderma)

Tedavi


SSk’da doğal seyri değiştirecek etkili bir tedavi yöntemi henüz yoktur. Sağkalım süresinin uzatılması ile birlikte tedavi hedefleri; iç organ tutulumunun önlenmesini, organ tutulumu oluşmuşsa fonksiyon bozukluğunu yavaşlatmayı veya durdurmayı ve etkilenmiş olan organ fonksiyonlarını düzeltmeyi içermelidir. SSk’da pek çok ilaç denenmiş, fakat bugün etkinliği üzerinde görüş birliğine varılmış olan farmakolojik bir tedavi yöntemi ortaya konulamamıştır.

Vasküler tutulum

Primer ya da kollajen doku hastalığına sekonder Rf’li olguların tedavisinde amaç; soğuğun tetiklediği vazospazm ataklarının sıklık ve ciddiyetini azaltmak ve parmak ucu iskemik ülser gelişimini önlemektir. Bu hastalara sigara içmeyi bırakmaları, soğuktan korunmaları, vücutlarını sıcak tutmaları önerilmelidir. Kalsiyum kanal blokerleri hastaların çoğunda subjektif olarak etkili olsa da, bununla uyumlu olarak gösterilebilmiş olan fizyolojik yararları daha azdır. Yavaş salınımlı nifedipin ve diltiazem preperatları, daha yüksek dozlarda ve daha iyi toleransla bu ajanların kullanılabilirliğini arttırmıştır. Kalsiyum kanal blokerlerinin kardiyoözofagial bileşke disfonksiyonunu ve reflüyü arttırması, klinik kullanımını kısıtlayan bir faktördür. Prazosin, oral serotonin antagonisti olan ketanserin, pentoksifilin, topikal nitrogliserin, parenteral PGE1 ve prostasiklin analoğu olan iloprostun intravenöz infüzyonunun etkili olduğu gösterilmiştir. Parmak ucu ülser gelişiminin önlenmesinde vazodilatör ajanların yanısıra aspirin veya dipiridamol yararlı olabilir. Ülser geliştiğinde lokal bakım ve infeksiyon eklenmişse antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. Bunun yanı sıra iloprost ülserin iyileşmesine yardımcı olabilir

İmmünomodülasyon

Siklofosfamidin tedavideki yeri tartışmalıdır ve sıklıkla kortikosteroidlerle kombine edilerek kullanılır. Siklosporinin tedavi potansiyeli nefrotoksisite nedeniyle sınırlıdır, yüksek dozlarda kullanıldığında bazı hastalarda hipertansiyon ve böbrek yetmezliğine neden olduğu bildirilmiştir. Bununla birlikte siklosporinin SSk kontrolünde faydalı olduğunu gösteren veriler vardır ve deri sklerozu üzerine olumlu etkileri saptanmıştır (70,71). Metotreksat sık kullanılmaktadır. Plasebo kontrollü bir çalışmada diffüz SSk’da erken dönemde metotreksat kullanılmasının deri sertleşmesini anlamlı şekilde azalttığı gözlenmiş, ancak DLCO üzerine anlamlı etkisi saptanmamıştır. SSk’da uzun süreli kortikosteroid tedavisinin yeri yoktur. Kortikosteroidler miyozit, alveolit, serozit, deri hastalığının erken dönemi olan ödematöz faz, artrit ve tenosinovit gibi inflamatuar durumlarda kullanılmalıdır

Organa yönelik tedaviler

Sklerodermada akut böbrek krizinde sağkalımın düzelmesi ile SSk’da en sık ölüm sebebinin akciğer hastalığı (fibrozis ve pulmoner hipertansiyon) olduğu bilinmektedir. Kullanılmakta olan terapötik ajanlar SSk’ da akciğer hastalığı seyrini belirgin olarak değiştirememiştir (73). SSk akciğer hastalığı tedavisinde kortikosteroidler yaygın olarak kullanılmaktadır, ancak en iyi tedavi şeklinin siklofosfamid kullanımı olduğunu ve FVC’de düzelme sağladığını gösteren çalışmalar vardır

Şiddetli pulmoner hipertansiyon tedavisinde prostoglandin E1’in 4-8 haftalık aralarla 5 gün intravenöz olarak uygulanarak pulmoner arter basıncında stabilizasyon, hatta bazı hastalarda basınçta azalmaya yol açtığı saptanmıştır

SSk’da böbrek hastalığının tipik şekli, akut veya subakut akselere hipertansiyon, oligüri, üremi ve mikroanjiopatik hemolitik anemi bulgularıdır. Diffüz SSk’ de ACE inhibitörleri Rf tedavisi ve hipertansif böbrek krizine karşı koruyucu olarak kullanılmaktadır. Yüksek doz kortikosteroid kullanılması ile diffüz SSk’da böbrek krizi riskinin arttığı gözlenmiştir ve günlük 20 mg’dan yüksek dozda prednizolon uygulamasından kaçınılmalıdır

Skleroderma kalp hastalığında tedavi genellikle destek amacıyla uygulanır. Perikardit gelişince non-steroid antiinflamatuvar ilaçlar ve kortikosterod tedavisi uygulanır, ancak perikardiyal sıvı fazla ise perikardiyosentez veya perikardiyotomi uygulanabilir. Miyokardit tedavisi için de kortikosteroid tedavisi uygulanır. SSk’da oluşan aritmilerde genellikle tedavi gerekmez.

Özofagus tutulumu nedeniyle meydana gelen dispepsinin esas sebepleri hipomotilite ve gastroözofagial reflüdür. Bu durum en iyi proton pompa inhibitörleri ve prokinetik ajanlarla tedavi edilebilir. Günlük 20 mg omeprazol ile semptomlar baskılanabilir. Bazı durumlarda 80 mg günlük doza çıkmak gerekebilir. Metoklopramid etkili prokinetik ajanlardır. Nadiren bu hastalarda reflüyü önlemek amacıyla cerrahi girişim de gerekebilir.

Fekal inkontinans miyenterik pleksusta nöral defekte bağlıdır ve sık görülür, ancak tedavisi zordur. Manometrik çalışmalar ve radyografik yöntemlerle etkilenen mide, ince barsak ve kalın barsak segmentleri tespit edilebilir ve semptomatik hastalarda cerrahi girişim yapılabilir. Hipomotilite için diyet, feçes volümünü arttırıcı ajanlar uygulanabilir. Kolondaki psödodivertiküller için cerrahi girişim gerekebilir. Psödoobstrüksiyon durumunda konservatif tedavi uygulanır, nazogastrik aspirasyon ve parenteral sıvı tedavisi ile destek sağlanır

Son zamanlarda kalsinozis tedavisi için diltiazem kullanılmasının etkili olabileceği gözlenmiştir

Oksidanlar ve Antioksidanlar

Serbest Radikaller


Serbest radikaller, en dış yörüngelerinde paylaşılmamış bir veya birden fazla elektron taşıyan moleküllerdir. Bu moleküllerin çoğu oksijen veya nitrojen merkezli bileşiklerdir ve oldukça kararsızdırlar. Bu moleküller çevrelerindeki moleküllerle çabucak reaksiyona girme ve son yörünge elektronlarını paylaşma eğilimindedirler (79). Oksijen radikalleri, biyolojik sistemlerde meydana gelen serbest radikallerin en önemlisidir. Reaktif oksijen türevleri (ROT), normal hücrelerde oksijen içeren birçok biyokimyasal indirgenme reaksiyonları sonucunda oluşabilmektedir. Oluşan radikaller, eşleşmemiş tek elektronları nedeniyle çok kararsızdırlar ve hızla ortamdan kaybolurlar. Kararsız yapıları nedeniyle radikaller tek elektronlarını başka bir moleküle verebilir (redüksiyon) veya başka bir molekülden elektron alarak elektron çifti oluşturabilirler (oksidasyon). Böylece nonradikal molekülü radikal şekle dönüştürebilirler. Reaktif oksijen partikülleri radikal ve radikal olmayanlar olmak üzere iki başlık altında incelenmektedir