Tendon Transferi, Tendon Transfer
Tendon transferi, sağlam bir tendonun yapışma yerinden ayrılarak sinir innervasyonu ve kan akımını kaybetmeden -yönünü değiştirecek şekilde-diğer bir noktaya nakledilmesi işlemidir.
Endikasyonları, paralitik kas fonksiyonunun restorasyonu; rüptüre veya avülze olmuş bir ten-don/adele ünitesinin replasmanı; deforme bir elde dengenin sağlanması olarak sıralanabilir.
Median sinir felcinde tendon transferleri
El bileği seviyesindeki (alçak seviyeli) median sinir felcinde, elin duyusunun 2/3'ü, tenar kaslar, radial taraf iki veya üç lumbrikal kas etkilenmekte, klinik olarak tenar bölgede atrofi, başparmağın çimdikleme ve oppozisyon hareketlerinde eksiklik görülmektedir. Dirsek seviyesindeki (yüksek seviyeli) median sinir felcinde ise, el bileği fleksorlan ve uzun parmak fleksorları da etkilenmiş olduğu için mevcut klinik tabloya elin kavrama fonksiyondaki bozukluk da ilave olmaktadır.
Median sinir felcinin tedavisinde uygulanacak olan tendon transferlerindeki amaç, kaybolmuş olan intrinsik ve ekstrinsik kas gücünün restorasyonu, başparmağın motor fonksiyonlarının ve oppozisyon hareketinin tekrar kazandırılmasına yöneliktir
Ulnar sinir felcinde tendon transferleri
Etyolojisi ne olursa olsun ulnar sinir paralizisin-de ortaya çıkan problemler, motor (primer defekt: paralizi, sekonder defekt: kontraktürler v.b.), ve duyusal (primer defekt: koruyucu duyu kaybı, sekonder defekt: ülser ve yaralar) olmak üzere iki ana grupta toplanabilir.
Ulnar sinir ile innerve olan adelelerin felcine bağlı olarak fonksiyon dışı kalmış olmaları, elde pençe el deformitesine, yakalama gücünün %60 oranında azalmasına, asenkron parmak hareketlerine, parmakların lateral mobilitelerinin ortadan kalkmasına, işaret parmağı ve başparmak arasındaki tutuş gücünün azalmasına sebep olabilir. Ancak ortaya çıkan deformite ve sınırlamaların hastanın yaşamını ne şekilde etkileyeceği kişisel faktörler ile belirlenir.
Radial sinir felcinde tendon transferleri
Radial sinir felcinde el bileği, parmaklar ve başparmağın tüm ekstrinsik ekstansör kasları felçlidir. El açılamayıp, elbileği kavrama için stabilize edilemez. Başparmak ve parmakların tümü ekstansiyon fonksiyonunu kaybetmiş, başparmağın abdüksiyo-nu ve stabilizasyonu zayıflamıştır; Ancak, en önemli eksiklik el bileğindeki aktif ekstansiyon fonksiyonunun kaybına bağlı olarak el bileği stabilizasyonunun ve buna bağlı olarak elin kavrama ve özellikle kuvvetli tutma fonksiyonlarının bozulmasıdır.
Radial sinir felci sonrası kavrama gücünde yaklaşık %77, anahtar tutma gücünde %33 ve başparmak palmar abduksiyonunda %53 azalma tesbit edilmiştir. Bu fonksiyonların tekrar kazandırılabilmesi için uygulanacak en iyi rekonstrüksiyon yöntemi tendon transferleri olup, kullanılan transfer teknikleri ise kullanılan donör tendonlara göre değişmektedir
Sinir Yaralanmaları, Periferik Sinir Yaralanması
Mikrocerrahi teknikler uygulanılarak çapları 1 mm. den daha küçük periferik sinir fasiküllerinin onarımlarının gerçekleştirilmesi, periferik sinir onarımlarına yeni, somut ve alternatif boyutlar kazandırmış, tedavinin kalitesi, süresi ve sonuçlar bütünüyle değişmiştir.
Sinir iyileşmesini etkileyen faktörler: Yaralanma ile ilgili faktörler (sinir yaralanmasının seviyesi,yaralanmanın oluş mekanizması, lezyonun devamlılığı, defektin genişliği, sinirin tipi, çevreleyen dokunun durumu, eşlik eden yaralanmalar, distal bölümün bütünlüğü), Hasta ile ilgili faktörler (yaş, motivasyon, rehabilitasyon), Cerrah İle İlgili Faktörler (zamanlama, onarım tekniği, çevre yumuşak dokunun durumu) olarak olmak üzere üç ana başlık altında toplanabilir.
Sinir yaralanması sonucu oluşan uzamış adele dejenerasyonunda, kasılabilir yapılarda fibroz ve yağ dokusu infiltrasyonu gelişir. Bu değişiklikler 18 ay ile 24 ay kadar sürebilir ve bu sürenin aşılması durumunda motor iyileşme şansı çok azalır (motor plak atrofisi). Duyu fonksiyonunun dönüşünde zaman sınırlaması yoktur.
Etkili bir sinir tamiri duyusal, motor ve otono-mik aksonların distal uç organları ile uygun bağlantı yapmalarına bağlıdır. Sinir tamirinin sonuçları, tamirin seviyesi ve zamanlamasından, yaralanmanın şekli ve yaygınlığından, yaralı fasiküllerin anatomisi ve adaptasyonundan, uygulanan cerrahi teknik ve hasta faktörlerinden etkilenir.
Onarım teknik olarak, 10 ila 25 büyültme altında, periferik sinirin çeşitli anatomik noktalarından geçen 10/0 veya 11/0 naylon sütürler ile sinir uçlarının uygun bir şekilde yaklaştırılarak adapte edilmeleri şeklinde yapılır.
Onarılamayan periferik sinir felçleri sonrası gelişen motor ve duyusal kayıplar, el ve üst ekstremite fonksiyonlarında büyük eksikliklere neden olmakta, etyoloji ne olursa olsun periferik sinir felçleri sonucu ortaya çıkan bu tablo, kişinin günlük yaşamını ve sosyo ekonomik durumunu olumsuz olarak etkilemektedir. Bu gibi kompleks bir sorunun çözümünde, özellikle motor fonksiyonların cerrahi restorasyonunu sağlayan tendon transferleri tedavi seçenekleri arasında ilk sırayı almaktadır.
Tendon Yaralanmaları, Tendon Yaralanması Nedir
Fleksor tendon yaralanmaları, Flexor Tendon Hastalığı
El ve elbileğinde oniki adet ekstrinsik fleksör tendon mevcuttur; Bunlardan üç tanesi bilekte sonlanarak parmak ekstansörleri ile sinerjik olarak hareket ederler. Her interfalengeal eklem için ise birer adet olmak üzere dokuz parmak fleksörü vardır ve herbiri avuç içi orta seviyesinde başlayan halka ve çapraz pulleylerden oluşan fibro-osseos bir kanal içerisinde hareket ederler.
Yapılacak cerrahi girişimlerin kriterlerini tesbit etmek ve tedavi sonrası sağlanan sonuçları değerlendirmede kolaylık sağlamak amacı ile fleksor tendonlar beş anatomik bölgeye (Zone) ayrılmıştır
Değerlendirme, hastanın genel ve özel hikayesinin ardından hastanın yaşı, dominant eli, mesleği, hobileri, genel sağlık durumu gibi cerrahi planlama ile ilgili diğer faktörler kaydedilmelidir.Yaranın değerlendirilmesi sırasında her iki parmak fleksor tendonu ayrı ayrı test edilmeli, gerekli ise yara eksplorasyonu yapılmalıdır.
Tedavi edilmemiş veya yetersiz tedavi edilmiş parmak fleksör tendon yaralanmaları genellikle ciddi sakatlıklara yol açabilmektedir. Bu yaralanmalar doğru ve tam olarak teşhis edilmeli, hemen tüm fleksör tendon yaralanmaları ameliyathane şartlarında, genel veya regional anestezi altında, pnömatik turnike uygulanarak ve deneyimli cerrahi ekip tarafından usulüne uygun olarak onarılmaZone 3, 4 ve 5'teki tendon ve eşlik eden yapıların yaralanmaları acil cerrahi onarımı zorunlu kılmaktadır. Daha kompleks olan Zone 1 ve 2'deki yaralanmalar için yara geçici olarak kapatılıp tendon onarım zamanı, uygun şartlar sağlanıncaya kadar geciktirilebilir.
Yaralanma sonrası tendon onarımının zamanlaması son derece önemlidir. Yaralanmadan sonraki ilk 24 saat içerisinde yapılan onarımlar "primer onarım", bir ila ondört gün arasında yapılan onarım "gecikmiş primer onarım", iki ila beşinci haftalar arasında primer sütür ile uygulanan onarıma "erken sekonder onarım", beşinci haftadan sonra tendon grefti ile yapılan onarım ise "sekonder tendon onarımı" olarak isimlendirilir.
Her bir "Zone"daki yaralanmanın kendine özgü tedavi seçenekleri ve sonuçları vardır. Tendon onarımı sonrası sık olarak rastlanın komplikasyonlar, tendonun kopması, tendonun az kayması, fleksiyon kontraktürü, aşırı nedbe oluşumu, ağrı, ödem ve infeksiyon olarak sıralanabilir.
Ekstansör tendon yaralanmaları: Ekstansör tendon yaralanmaları fleksör tendon yaralanmaları kadar ağır fonksiyonel kayıplara neden olmamakla birlikte, mekanizmalarının daha karmaşık olması nedeniyle, yaralanmaları halinde özellikle parmağın postür ve dengesinin bozulmasına sebep olabilirler.
Ekstansör tendonlar el dorsumundaki seyirleri sırasında fiziksel özellikleri ve kayma amplitüdleri bakımından farklılık gösterdiğinden, önkol proksi-malinden parmak ucuna kadar olan bölgede çeşitli bölgelere -zone'lara ayrılarak incelenir ve tedavi edilirler. Ekstansör tendonlarm yaralanmaları sonucu oluşacak sakatlık, yaralanma seviyesi ile doğrudan ilgilidir: DİP eklem seviyesinde oluşabilecek hasara "mallet deformitesi" adı verilmektedir; Kırığa, tendonun yapıştığı yerden yerden kopması veya kesilmesine bağlı olarak gelişebilir
PIP eklem üzerindeki kapalı veya açık bir yaralanma "boutonniere deformitesi"ne yol açabilir; Normalde eklemin dorsalinde yer alan lateral bandlar santral ekstensör mekanizmanın hasarlanması üzerine volare kayarak PIP ekleme fleksiyon yaptılar. Bu durum ekstansör mekanizmanın kısalmasına ve DİP eklemde hiperekstansiyona neden olur. Her iki bölge yaralanmalarında primer onarım yapılabildiği gibi, kapalı yaralanmalarda ve uygun olgularda konservatif tedavi uygulanabilir.