Romatoid Artrit
Juvenil Romatoid Artrit
Ankilozan Spondilit
Gut Hastalığı
Sistemik Lupus Eritematosus
Skleroderma Hastalığı
Akut Eklem Romatizması
Osteoartrit
Behçet Hastalığı
Dermatomiyosit Polimiyozi
Kas Distrofisi
Poliarteritis Nodosa
Diğer Kas İskelet Sistemi ve Bağ Dokusu Hastalıkları
Kas ve Eklem Hastalıklarından Korunma
Kas ve İskelet Sistemi Hastalıkları Hemşirelik Bakımı
Etiketler: Kas - İskelet Sistemi Hastalıkları
Hemodiyaliz Nedir
Hemodiyaliz, hastadan alınan kanın hemodiyaliz makinesinden geçirilerek metabolik artıklardan temizlenmesi ve yeniden hastaya verilmesi işlemidir.
Hemodiyalizde yarı geçirgen zar, koil adı verilen yapay bir zardır. Kanda yüksek olan artık madde ve elektrolitler, bu zardan diyaliz sıvısına geçer. Hemodiyalizde makinaya yeterli kan akımını sağlayabilmek amacıyla hastaya şant ya da fistül açılır. Şant, bir arter ve bir venin polietiien bir kateter aracılığı ile cilt dışında birleştirilmesidir. Fistül ise, yine bir arter ve bir venin birbirleriyle doğrudan anas-tomozu (birleştirilmesi)dur. Şant internal veya eksternal yapılabilir. Eksternal yapılacaksa, çoğunlukla radyal arter ile sefalik ven arasına bir kanül yerleştirilir. İnternal yapılacaksa, aynı arter ve ven cerrahi olarak birleştirilir.
Hemodiyalize alınacak hastalara fistül açılması tercih edilmektedir. Çünkü şant'ta arter ile venin birleştirilmesi cilt dışında polietiien bir kateterle yapıldığından kanama, pıhtılaşma ve enfeksiyon riski, füstüle göre daha fazladır. Kol ya da bacağında fistül açılan hastaların sözü edilen bu problemlerini en aza indirebilmek için şunlar yapılmalıdır;
Pıhtılaşmayı önlemek için sıcak pansuman yapılır, antikoagülanlar da verilebilir.
Enfeksiyonu önlemek için bölge, antiseptik bir solüsyonla temizlenir ve steril gazlı bezle kapatılır. Kanamayı önlemek için travmalardan korunur. Fistülün olduğu bölgeden kan basıncı ölçülmez. Fistülün olduğu bölgeden kan alınmaz.
Hastaya fistülün olduğu kol ile ağır kaldırmaması, fistülün üzerini sıkan saat, giysi kolu vb. olmaması, bölgedeki derinin esnekliğini korumak için yumuşatıcı kremler sürülmesi gerektiği, fistül ayakta ise uzun süre ayakta durmamasının gereği anlatılmalıdır. İntemal fistül açıldıktan sonra fistülün oluşup oluşmadığını değerlendirmek için hemşirenin el ya da steteskop ile bölgeyi dinlenmesi ve bölgeden "tril" denen sesi alması gerekir.
Fistül ya da şant'a bağlı olarak gelişebilecek problemlerin yanı sıra hemodiyaliz işlemi sırasında da bazı problemler ortaya çıkabilir, bunlar akut ya da kronik olabilir.
Hemodiyaliz Hastaları ve Hemodiyalizin Akut Komplikasyonları
1. Diyaliz Disequlibrium (dengesizlik) sendromu; Bu sendromu, beyne sıvı çekilmesi teorisi ile kısmen açıklamak mümkündür. Bu sendromun ürenin ve diğer elektrolitlerin kandan hızla temizlenmesine bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Serebrospinal sıvıdaki üre ve diğer elektrolitler kan beyin bariyeri nedeniyle bu kadar hızlı temizlenemeyeceğinden, serebrospinal sıvı ile kan arasında ozmo-tik dengesizlik ortaya çıkar. Serebrospinal sıvıdaki hiperozmolarite nedeniyle buraya kandan sıvı çekilişi olur ve hastayı ölüme kadar götürebilen akut beyin ödemi ve buna bağlı olarak da bilinç bulanıklığı, oryantasyon bozukluğu, tremor ve epileptik ataklar gelişir. Diyaliz sıvısının yetersiz ya da aşırı elektrolit içermesi sonucunda elektrolit dengesizliği gelişir. Bunu önlemek için deiyonize su kullanılmalıdır.
Deiyonize olmamış su ile hazırlanan diyalizatta (diyaliz sıvısı) alüminyum konsantrasyonu yüksek ise, kana geçen alüminyum fazla olmakta ve alüminyum intoksikasyonu gelişmektedir. Bu durumda,periton veya hemodiyaliz uygulamasında alüminyum içeren fosfor bağlayıcıların diyetten çıkarılması (örneğin; alüminyum hidroksit) önemlidir. Ayrıca alüminyumu mobilize eden deferri oxamiene (desferal flakon) kullanılmaktadır. Fosfor bağlayıcı olarak kullanılan alüminyum hidroksit yerine kalsiyum karbonat kullanılabilir.
2. Hipotansiyon: Ani sıvı ve sodyum çekilmesine ya da kanamaya bağlı olarak gelişir. Hastada huzursuzluk, bulantı, kusma, terleme, solukluk gibi belirtiler görülür.
3. Hava embolisi: Çok seyrek olarak görülür. Sisteme hava kaçması ile gelişir.
4. Kanama: Diyaliz işlemi sırasında uygulanan sistemik heparini-zasyona bağlı olarak gelişebilir.
5. Adele Krampları: Hiponatremi hiperozmolarite ve hipokalsemi nedeniyle gelişebilir.
Diyaliz Nedir, Periton Diyaliz
Diyaliz, kanda birikime uğramış maddelerin yarı geçirgen bir membran aracılığıyla yüksek konsantrasyondan düşük konsantrasyona geçmesidir.
Başlıca iki tür diyaliz uygulaması vardır; Peritoneal diyaliz,
Suni böbrek makinasının kullanıldığı ekstrakorpereal diyaliz (hemodiyaliz).
Peritoneal Diyalizi Hastalığı
Peritoneal diyaliz tekniği oldukça basit ve pratiktir. Hasta özel bir üniteye alınır, Hastaya ve ailesine işlem hakkında bilgi verilir, Hastanın mesanesi boşaltılır,
Hasta sırt üstü pozisyonda yatırılır ve başı biraz kaldırılır, Hastanın karnı temizlenir, kıllar traş edilir ve cilt antiseptik solüsyon ile silinir ve daha sonra lokal anestezi uygulanır, Göbeğin 3-4 cm. altından, orta hat üzerinden, deri-deri altı insiz-yonu yapılıp stileli kanül periton boşluğuna sokulur. Peritonu geçtikten sonra stile kanül içinden çıkarılır ve douglas boşluğuna yerleştirilir, İlk kontrol drenajından sonra 37°C ısıtılmış diyaliz solüsyonu 5-10 dakika gibi kısa sürede hızla periton boşluğuna verilir ve sıvı setinin klempi kapatılır,
Karın boşluğuna verilen sıvı ortalama 20-30 dakika bekletilir,
Sonra şişe yatak düzeyinin altına indirilir, klemp açılır ve verilen sıvı geri alınır (içeri verilen sıvının tümüyle geri alınması önemlidir), Her değişim 2 litre diyaliz solüsyonu ile yapılır,
Diyaliz süresi ortalama 48 saattir, kesinlikle 72 saati geçirilmemektedir.
Diyaliz bitince kanül çıkarılır,
Diyaliz takibinde dikkat edilmesi gereken durumlar ve olası komplikasyonlar;
Periton boşluğuna verilen sıvı geri alınamayabilir. Bu durumun nedenleri;
Kanül yerinin uygun olmaması,
Sisteme hava kaçması,
Periton içi yapışıklıklar,
Pıhtı olmasıdır. Yeterli drenajı sağlamak için;
Kanülün yeri değiştirilir (kateter hafifçe geri çekilir, fakat kesinlikle tekrar içeri itilmemelidir - enfeksiyonu önlemek için),
Kanülün serum fizyolojik irigasyonu yapılır ve pıhtı varsa diyaliz solüsyonuna heparin katılabilir,
Hastada sıvı eksikliğinden dolayı yeterli drenaj olmadığı düşün cesi ile ikinci değişim sürdürülebilir. Ancak yine yeterli drenaj sağlanamıyorsa hipertonik solüsyon verilir, Karın ağrısı;
Kanülün pozisyonu nedeniyle olabilir, analjezikler verilir, geç
mediği durumda diyaliz sıvısı içine 5-10 mi. % 2'lik procaine ya
da benzeri lokal anestezikler eklenir.
Peritonit; Peritonitin ilk belirtisi diyaliz sıvısında lökosit sayısının artması ve
renginin bulanmasıdır. Bu durumda kültür için örnek alınıp laboratuvara gönderilir. İntraperitoneal ve gerekirse sistemik olarak antibiyotik verilir,
Kanama
Diyaliz sıvısı kanlı geliyorsa, diyaliz süratli ve bekletilmeden uygulanır.
Alınan sıvı hala kanlı ise hematokrit kontrolü yapılır ve diyaliz sıvısının hematokriti % 3'ten yukarı ise, arteriyel kanama olabilir ve hastaya cerrahi girişim uygulanabilir.
Elektrolit Dengesizliği
Hipopotasemi; böbrek yetmezliği nedeniyle hastada potasyum dü zeyi yüksek olduğundan diyaliz sıvısında potasyum bulunmaz. Ancak birkaç değişimden sonra kandaki yüksek olan potasyum diyaliz sıvısına geçer. O nedenle olası bir hipopotasemiyi önlemek için 12 sıvı değişiminden sonra diyaliz solüsyonuna ortalama her litreye 3-4 mEq potasyum ilavesi yapılır.
Hipernatremi; Özellikle değişim süresinin kısa tutulduğu ve hiperto-nik solüsyonların kullanıldığı durumlarda ortaya çıkabilir. Hipotansiyon; Diyaliz sırasında ekstrasellüler ortamdan fazla sıvı çekilmesine bağlı olarak gelişen hipovolemi kan basıncının düşmesine neden olabilir (özellikle hipertonik solüsyonlar kullanıldığında), Kan basıncı sık sık izlenir ve gerekirse intravenöz sıvı verilir, Pulmoner Ödem; Çoğunlukla drenaj yetersizliği olduğunda akciğer ödemi gelişebilir.
Akciğer ödeminin ön belirtileri yakından izlenmelidir. Solunum güçlüğü; periton boşluğuna verilen sıvının diyafragmaya baskı yapması nedeniyle olabilir. Hastaya semifovvler pozisyonu verilir ve diyaliz her değişimde 1 litre diyaliz sıvı kullanılarak sürdürülür.
Hiperglisemi: Hipertonik diyaliz solüsyonlarının kullanıldığı durumlarda sık görülür. Özellikle diyabetik hastalarda kan şekeri düzeyleri izlenmeli, gerekirse paranteral insülin verilmelidir.
Ev Diyalizi
Sürekli Gezici Periton Diyalizi (Continuous ambulatory peritoneal dialysis-CAPD-Kepdi)
Sürekli gezici periton diyalizi, periton boşluğuna yerleştirilen kalıcı bir kateter (Tenkckhoff) aracılığı ile özel setler ve plastik torbalar içindeki iki litrelik diyaliz solüsyonları ile her gün dört değişim yapılacak şekilde uygulanır. Diyaliz sıvısı kalıcı kateterden verildikten sonra sistem kapatılır, hasta plastik torbaya özel bir kuşak aracılığı ile beline sarar ve drene edileceği zamana kadar orada bırakır. Bu yöntem diyaliz süresince hastanın serbest kalmasını sağlar. 4-6 saat sonra sistem açılarak diyaliz sıvısının plastik torbaya drene edilir. Diyalize en uzun ara gece verilir. Bu diyaliz tekniği ile günde 24 saat ve haftada 7 gün sürekli diyaliz uygulanır. Hastanede kısa bir eğitimden sonra hastalara evlerinde kendi başlarına diyalizi sürdürebilir. Aseptik ve antiseptik koşullara dikkat edilmesi, sürekli gezici periton diyaliz uygulaması için en önemli husustur.