İlaçla Şişmanlık Tedavisi, Diyet Yaparken İlaçların Etkisi
Üç ay süreyle diyet ve egzersiz uyguladığı halde kilo veremeyen kişilerde ilaç tedavisine başlanabilir. Ama ilaç tedavisi mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır. Doktora sormadan bu tür ilaçlara başlamak sakıncalıdır. İlaç seçiminde iştah durumu ve diğer etkenler göz önüne alınmakta ve doktorunuz tarafından size uygun olan ilaç verilmektedir. Bu nedenle bir endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanına başvurmak uygun olur.
Kalp, şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği ve gece uykuda nefes kesilmesi olan şişman kişilerde, diyet ve egzersizle birlikte hemen ilaç tedavisine başlanabilir.
İlaç tedavisiyle 3 ila 6 ayda yüzde 10 ve daha fazla kilo kaybı sağlanmışsa, tekrar kilo almayı önlemek için ilaca devam etmek uygundur. Ne kadar uzun süre ilaç kullanılacağına, kişinin risk durumuna göre doktoru karar verir.
Zayıflama ilaçlarının başarılı olması için mutlaka diyet ve egzersizin birlikte yapılması gerekir. Diyet ve egzersiz yapmadan bu ilaçlarla zayıflamak mümkün değildir.
İlaç tedavisiyle ilk ayda 2 kilodan fazla veremeyenler, ileride bu tedaviden fayda görmeyecek demektir. Bu durumda aynı ilaca devam etmenin bir faydası yoktur. İlacı değiştirmek gerekir. Başka ilaçla da aynı başarısızlık yaşanırsa, bu hastaya ilaç tedavisi önerilmez.
İlaç tedavisi sırasında ilaçların yan etkileri yönünden hastanın yakından takip edilmesi gerekir.
Bugün piyasada uzun süre kullanımına izin verilen orlistat ve sibutramin kimyasal maddelerini içeren ilaçlar vardır. Orlistat etken maddesini içeren ilaçlar bağırsaklardan yağ emilimini azaltarak zayıflamaya yardımcı olur. Yemeklerden beş dakika önce alınır ve yağsız bir yemek yenilir. Sibutramin etken maddesi ise beyin yoluyla etki ederek iştahı azaltmaktadır. Hangi ilacı kullanmanızın sizin için uygun olacağını endokrinoloji ve metabolizma uzmanı doktorunuza sorarak anlayabilirsiniz.
Hastalarımızın yaptıkları en büyük yanlışlardan biri, bu ilaçlarla zayıfladıktan sonra ve ilaç kesildikten hemen sonra eski beslenme alışkanlıklarına devam etmeleri ve kilo almalarıdır. Burada önemli olan zayıfladıktan sonra sağlıklı beslenme ve hareketli olmaya devam etmektir. Aksi takdirde emekler boşa gider ve tekrar kilo alırsınız.
Doğal bir ilaç olan hiroksisitrik asitle yapılan çalışmalarda farklı sonuçlar alınmıştır. Bazı çalışmalar hidroksisitrik asitin etkisiz olduğunu belirtirken, yeni yayınlanan bir çalışmada etkili olduğu belirtilmiştir.
Beslenme desteği olarak psyllium posası ve chitosan posası da zayıflamaya yardımcı olarak kullanılabilir. Bu posalar tokluk hissi sağlayarak zayıflamaya yardımcı olabilir.
Gıdaların Doygunluk İndeksi Nedir?
Gıdaların doygunluk hissi verme derecesi doygunluk indeksiyle ölçülük. Bazı gıdalar yenince tokluk hissi olurken bazılarıyla hiçbir şey yememiş gibi hissedebiliriz veya yine acıkırız., beyaz ekmeğin doygunluk indeksi 100 kabul edilirse, beyaz makarna 119, kahverengi pirinç 138, tahıllı ekmek 154, tam buğday ekmeği 157, haşlanmış patates 323, kekler 65, şeker 70, yoğurt 88, dondurma 118, muz 118, patlamış mısır 154, yumurta 150, portakal 202, balık 225, kurufasulye 168 doygunluk indeksine sahiptir.
Doygunluk indeksi 100'ün üzerinde olan gıdalar daha fazla doygunluk sağlamaktadır ve bu tür gıdaları yemek kilo vermek açısından daha faydalıdır. Kuru baklagiller daha fazla tok tutmaktadır. Balık tok tutucu bir gıdadır. Muz ise portakal ve elmadan daha az doygunluk sağlar. Haşlanmış patates beyaz ekmekten 3 kat daha fazla doygunluk sağlamaktadır. Meyvelerin ise doygunluk sağlama süresi kısadır. Bunun nedeni mideden çabuk boşalmalarıdır.
Kan Şekeri Neden Düşer, Kan Şekeri Düşüklüğü Hakkında
Kan şekerinde düşüklüğe neden olan hormon hastalıkları ve beslenme bozukluğunun teşhis edilmesi ilk iştir. Bu amaçla kan şekerini düşüren nedenler araştırılır ve şeker yükleme testi (OGGTT) yapılır.
Altta yatan nedenler şunlar olabilir;
Kanda insülinin yüksek olması ve aşırı kilo, kortizol düşüklüğü (böbrek üstü bezinin az çalışması), tiroit bezinin az çalışması, pankreasta insülinoma denen tümör olması veya pankreas iltihabı (pankreatit), böbrek ve karaciğer hastalığı, beyinde bulunan ve birçok hormon salgılayan hipofız bezinin az çalışması, şeker hastalığının başlangıcında olmak, mide ameliyatı geçirmiş olmak, alınan şekerli gıdaya reaksiyon olarak (reaktif hipoglisemi), çok alkol almak, uzun süre stres altında kalmak, çok düşük kalorili diyet yapmak, kısa zamanda çok kilo vermek, şekerli gıdaları çok yemek, yetersiz gıda alıp aşırı egzersiz yapmak, aşırı sigara içmek, kafeinli içecekler içmek veya fazla çikolata tüketmek.