Evde belirli bir yemek zamanının olması önemli midir?
Çocuk ileride kuracağı ilişkilerinin, yaşamının provasını önce evde yapar. Aile yaşamı ve anne babası ile arasındaki ilişkinin niteliği, gelecekte onun için hayatında belirleyici olacak olan referans noktalarıdır.
Özellikle bizim kültürümüzde 'nimet' olarak ifade ettiğimiz besin kutsaldır. Sofraya oturmadan önce ya da sofra başında kimsenin kırılmaması gibi yemek zamanlarında titiz bir şekilde üzerinde durduğumuz geleneklerimiz vardır. Bayramlarda, özel günlerde insanlar kurulan büyük sofraların etrafında toplanırlar. Tatlı konuşmanın koşulu tatlı yemekten geçer anlayışı ile yemeğin hazırlık aşamasında geçen zaman sofra başında geçen zamandan çok daha fazladır. Yemeklerin en lezzetlileri, en çok emek isteyenleri sırf o sofra başındaki buluşmanın hatrına büyük emekler verilerek hazırlanır. "Nedir o sofraların büyüsü?" diye sorarsak akla tek bir yanıt gelir; o da paylaşmaktır. Paylaştıkça artan sadece ekmeğin bereketi değil, aradaki bağdır da aynı zamanda.
Evde belirli yemek zamanlarının olması önemlidir; çünkü hemen hemen her başlık altında da vurgulandığı gibi düzen çocukların en çok ihtiyaç duydukları şeydir. Biz bir günü genel olarak sabah, öğle, akşam olarak böler; ana beslenme aralıklarımızı da buna göre ayarlarız. Beslenme zamanlarımız aynı zamanda günümüzün düzenleyicileridir de. Aynı şey çocuk için de geçerli, hatta çok daha belirleyicidir. Zaman kavramı ile yeni yeni tanışan ve kendisini, aktivitelerini zamana uygun olarak yapması beklenen çocuk için uyku ve beslenme gibi temel aktivitelerinin belirli zamanlarda olması çok önemlidir. Belirli zamanların varlığı çocuğun hem kendisini hem de duygularını bir sonraki etkinliğe uygun bir şekilde hazırlamasına yardım eder.
Anne babalar genellikle çocuklarının bir şeyi bırakarak başka bir şeye geçmekte zorlandıklarından şikâyet ederler. İşte belirli yemek zamanlarının varlığı, çocuğun uzun vadede kendisini programlamasını, hatta kendisinin uyarılmasına bile gerek kalmadan alıştığı etkinliğin beklentisi içine girmesini sağlar. Belirli yemek zamanlarının olması çocuğun gün içinde yaptığı diğer aktivitelere de kendisini daha kolay verebilip, konsantre olmasına da yardım eder.
Çocuğun uyku düzeni ile beslenme düzeni arasında bir ilişki var mıdır?
Beslenme ve uyku çocuğun yaşamında yalnız fiziksel anlamda değil duygusal anlamda da önemli süreçlerdir. Beslenme ve uyku çocuğun fiziksel olarak büyümesi, yaşamını sürdürebilmesi için şarttır. Beslenme ve uyku düzeni ile birlikte beslenme ve uyku alışkanlıklarının biçim ve niteliği çocuğun duygusal gelişimi açısından çok önemlidir. Beslenme ve uyku çocuğun beslendiği, bireyselliğini deneyimleyip geliştirdiği çok önemli iki kaynaktır.
Çocuğun davranışlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Çocuğun yalnızca beslenme alışkanlığına veya yalnızca uyku düzenine bakmak yetmez. Beslenme ve uyku çocuğun ruh sağlığını değerlendirirken üzerinde durulması gereken iki çok temel süreçtir. Beslenme ve uykuMüzeninin her zaman için birbirini etkilemesi söz konusu olmayabilir. Çocuğun uykuları düzenli iken beslenmede sorun yaşayabilir ya da tersi söz konusu olabilir.
Bütün anne babalar çocuklarının mutlu ve başarılı olmalarını isterler, onları büyütürken en büyük kaygıları da çocuklarının gelecekte mutlu olmalarıdır. Bütün çocuklar zaman zaman mutsuz olabilir ya da davranış sorunları yaşayabilirler ki bu çok doğaldır. Çocuğun davranışlarının her zamanki davranışlarından farklılık göstermesi birden ortaya çıkabilir ya da zaman içinde artarak da görülebilir. Her iki durumda da çocuğun en çok ihtiyacını duyduğu şey anlayış ve kendisi üzerine düşünebilen 'yetişkin' bir anne babanın varlığıdır.
Çocukların davranış ve duygularını ele alırken genel olarak beklenen, çocuğun oyun oynamaktan ve diğer gün içindeki faaliyetlerden, ailenin değer bireyleri ve diğer çocuklarla birlikte olmaktan keyif almasıdır.
Herkes yaşamının değişik dönemlerinde kendisini üzgün, kızgın ya da korku dolu hissedebilir. Fakat herkesin içinde bulunduğu duygu durumuna verdiği tepki farklıdır. Bazı çocuklar onları üzen ya da korkutan şey üzerine konuşmayı tercih ederken ve konuşabilirken bazı çocuklar bunu yapamayabilirler. Bazı çocuklar olumsuz duygularla kolay başa çıkamayabilirler. Dile gelemeyen duygular çocuğun davranışlarına, yeme ve uyku düzenine yansır. Anne babalar çocuklarının davranışlarının bir anlamı olduğu bakış açısıyla çocuklarına yaklaşmalıdırlar. Çocuğunuzun üzgün ya da kızgın olduğunu gözlemlediğiniz zamanlar onun size en çok ihtiyacı olduğu zamanlardır. Çocuğun içinde olduğu olumsuz duygularla başa çıkabilmesinde ona en yakın olan insanlardan alacağı destek çok önemlidir. Çocuklarda ruhsal bozukluklar zannedildiğinden çok daha fazla görülür. Eğer çocuğa erken dönemde yardım edilmezse bu yaşamının sonraki aşamalarında karşısına daha büyük bir sorun olarak çıkabilir.
Çocuğun beslenme alışkanlıklarının davranışları üzerinde bir etkisi var mıdır?
Çocuğun genel olarak davranışları nasıl onun beslenme alışkanlığını etkiliyorsa çocuğun beslenme alışkanlığı da genel olarak davranışlarını etkiler. Ancak beslenme alışkanlıklarının mı davranışları, davranışların mı beslenme alışkanlıklarını etkilediğini her zaman kesin olarak bilmek söz konusu olmayabilir. Kesin olan çocuğun davranışları üzerinde her ne kadar çocuğun doğuştan getirdiği kişik özellikleri etkili de olsa, çocuğun davranışları aile içi ilişkilerden çok etkilenir.
Yapı itibari ile hareketli olan bir çocuğun masa başındaki davranışları da hareketli olur. Bir an evvel bir şeyler yiyip masadan uzaklaşmak, aklındaki yeni eyleme doğru yönelmek ister. O nedenle de anne babanın beklediği miktar ve şekilde yemeğini yeme-yebilir. Bir başka çocuk da vardır ki genel olarak davranışları yavaştır. Hem yemeğe başlaması zaman alır hem de yemeğini bitirmesi. Anne baba hep çocuğuna ikinci lokmayı da yemesi gerektiğini hatırlatmak zorunda kalır. Genel olarak çocuğun davranışları yeme davranışlarını belirler.
Çocuğun beslenme alışkanlığı davranışları üzerinde şu bakımdan etkilidir. Eğer çocuk sağlıklı besleniyorsa daha enerji dolu, daha güçlü ve kendisi ile de daha barışık olur. Bu da onu olumlu davranışlarda bulunmaya yönlendirir. Beslenme problemi olan, yeterince beslenemeyen, beslense de sağlıklı beslenmeyen bir çocuğun davranışları huzursuzdur. Huzursuz olan çocuğun zihni açık olmaz. Sağlıklı beslenmeyen, kendi kendisini beslemesi teşvik edilmeyen, beslenme konusunda anne baba ile arasında hep bir çatışma yaşayan çocuklar çevre ile olan ilişkilerinde de sorun yaşayabilirler. Bu ileride onların akademik başarıları üzerinde de etkili olur.
Anne baba çocuk arasındaki iyi ilişkiden söz ettiğimizde aslında tıpkı eşler arasındaki ilişkinin vazgeçilmez bir unsuru olan uyumdan söz ederiz. Anne baba ve çocuk arasındaki uyum ve tarafların birbirlerinden beklentilerini bilmeleri onların yaşayacağı çatışmaları en aza indirir. Anne babaların gerek çocuklarının yeme davranışları olsun gerekse genel davranışları olsun hep çocuklarını tanıyarak hareket etmeleri gerekir ki çocuk olumlu davranışları benimseyip kabullenebilsin. Aksi halde anne babaların çocuklarından beklentileri çocuklarının bireysel özelliklerine uygun olmayabilir. Çocuk davranışlarını değiştirmek yerine anne babasına karşı olumsuz bir tutum içine girebilir. Anne babaların tüm bu dinamiklerin farkında bir şekilde hareket etmelerinde yarar vardır.