Kalinbagirsak Divertikulozu Nedir

Kalınbağırsak Divertikülozu (Çıkmazlığı)

Kalınbağırsak divertikülozu daha çok Batı toplumunda rastlanan bir hastalık olup sıklığı giderek artmaktadır. 50 yaşın üstündeki bireylerin %20'sinden fazlasında bu hastalık vardır. 8. Dekatda en yüksek seviyeye (%50) ulaşır. 40 yaşın altında daha seyrek görülür. ABD'de 30 milyon divertiküllü (çıkmazlı) hasta bulunduğu hesap­lanmıştır (Toplumun %12'si). Bu rakama yılda 1-114 milyon yeni olgu ilave ol­maktadır. Her yıl hastaneye yatan olguların 200.000'inin esas yatış nedenini divertikül (çıkmaz) hastalığı oluşturmaktadır. Yıldaki 2000 ölüm olgusunun nedeni had divertikül hastalığıdır. Buna karşın, Afrika, Asya ve Güney Amerika'nın bir bölümünde daha seyrek ve hatta daha nadirdir. Kabızlıkta olduğu gibi erkeklere nazaran kadınlarda daha fazladır.

Türkiye'de kalınbağırsak filmi üzerinden yapılan bir çalışmada, divertikülozun sık­lığı, 3300 incelemede %2+1/2 olarak bulunmuştur [Aktan, özden]. Gerçek sıklığın belirlenmesi için tüm toplumun lavmanlı baryum ile tetkiki veya nekropsisi (ölü bakısı) gerekir.

İlginçtir ki, son yıllarda kentlerde yaşayan, eskisine göre daha az dışkı çıkaran, da­ha uzun bağırsak geçiş zamanı ve genellikle düşük sigmoid içi bağırsak basıncına sahip olanlarda, kırsal kesimde az görülen divertikül hastalık sıklığının artmakta olduğu bildirilmiştir.

Divertiküloz, kalınbağırsağı çevreleyen kasların arasından, bağırsak mukozasının fıtık olması demektir. Bu fıtık veya divertiküller, kalınbağırsak cidar direncinin daha zayıf olduğu, yani damardan zengin bölgeler hizasında (atardamarların girdiği ve toplardamarların çıktığı bölgeler) oluşurlar. Fakat bu damarlaşma sistemi ile kalın­bağırsak cidarındaki bu doğal zayıflık, sadece kas içi fıtık teşekkülü ile açıklanamaz. Bu divertiküller in oluşumu sadece yaşlanmaya bağlı bir olay değildir. Diğer et­kenler de araya girer ve özellikle kalınbağırsak içindeki olağanüstü basınç artışı da önemli bir etkendir. Burada süreğen kabızlığın da rolü vardır. Dışkılamadaki ıkınma kalınbağırsak içindeki basıncın artmasına neden olur. Bu suretle mukoza (sümük doku) kaslara karşı itilir ve yıllar boyunca devam eden bu olay sonucunda mukoza, kasların en zayıf bulduğu bölgelerinden dışarı çıkar.

Divertiküller kalınbağırsağın bilhassa basıncın en yüksek olduğu bölümlerinde oluşur. Böylece divertiküller dışkılama mekanizmasında geniş rolü olan sigmoid bağır­sakta çok daha fazla sayıda gözlenir. Kalınbağırsağın ilk bölümü veya çıkan kalın­bağırsak bölümü, daha uzakta olup, basınç artmalarına daha az maruzdur. Bu ne­denle bu kısımlarda oldukça az sayıda divertikül oluşur.

Fakat kalınbağırsak basıncının artması sadece dışkılamadaki ıkınmaya bağlı değildir. Dışkı kapsamının hacmi çok küçük olduğunda (liften eksik beslenme) kalınbağırsak kasları bu küçük hacimli dışkıyı ilerletebilmek için daha fazla kasılmaya mecbur kalırlar. Bu sorundan daha önce bahsetmiştik. Fakat bu kasılmaların artması spazmların oluşmasına neden olur. Bu işlevsel spazmodik (kasınmalı) kabızlıktır.

O zaman dışkı engellenir ve kalınbağırsak içi basıncı artar. Bu durumda kalınbağır­sak cidarında genişlemeye meyil ve zayıflık başlar. Bu fazla basınç nöbetlerinin çoğalması, kalınbağırsak cidarında şekil bozukluğuna ve divertikül oluşmasına neden olur.

Mutad olarak, divertiküloz tamamen sessiz bir hastalık olup ne ağır ve ne de özel diğer belirtiler gösterir. Sıklıkla inatçı bir kabızlık gibi bir diğer hastalık için kalın­bağırsağın tetkiki esnasında keşfedilir. Bazen de divertiküllerin çok özel teşekkül tarz ve şekli, hastalığı aniden ortaya koyan iki çeşit ihtilatla kendini gösterir:

Had divertikülit (çıkmazca). Kalınbağırsak kanaması.

Kabizlik Belirtileri ve Ortaya Cikisi

Kabızlık Belirtilerinden İhtilatlara Doğru Gelişme

Bu bölümde kabızlığın ilk belirtilerinden ileri duruma gelmesine kadar konular ele alınmıştır. Kabızlığın aniden ortaya çıkması, kronik (süreğen) kabızlık ihtilatları gibi konular incelenmiştir.

Kabızlığın Aniden Ortaya Çıkması

Gerçek hiçbir güçlük olmaksızın düzenli olarak dışkılamaya giderken birgün sindi­rim sistemi bu görevini yerine getiremeyebilir ve belirli vakitlerle günlük dışkılama sona erer. Bir haftadan daha fazla bir müddetten beri dışkılama belirgin olarak daha nadir olup nihayet tamamen artık dışkılanamadığı gözlenir. Bu durumda ne yap­malı? Hemen yumuşatıcı mı almalı? Yoksa doktora muayeneye mi gitmeli? Yoksa görünüşte bu kadar ani olan bu sindirim düzensizliğinin gelişmesini izlemek için 1 -2 hafta beklemeli midir?

a- Uyulması Gerekli İki Zorlayıcı Kural

Geçici kabızlığın sıklıkla, yolculuk veya yaşam tarzı değişikliği, ateşli bir hastalık veya bilinç altı kalmış ve itilmiş olabilen ruhsal bir etken gibi farklı düzensizlikler­de gözlendiği belirtilmişti. Gerçekten bütün sorun, kabızlığın bu düzensizliklerden birine bağlı geçici bir bozukluk mu, yoksa aksine daha önemli bir hastalıkla ilişkili bir kabızlık mı olup olmadığıdır. Bazı olgularda, kabızlıktan başka, süratle tanı koymaya yarayacak diğer belirtiler mevcuttur. Fakat aniden gelişen kabızlıkların çoğunda çok önemli iki kurala uymak lazımdır:

Endişelenmemeli!

Kabızlık birdenbire ortaya çıkmışsa, geçici kabızlığın çok bilinen değişik nedenle­rinden birine bağlıdır. Bu nedenle bilhassa endişeli olmamalıdır. Sorunlu etkenin artık etkisi kalmadığı andan itibaren bağırsak geçişi tamamen olağana döner. Bazı süreğen işlevsel kabızlıklar için önerilenlerine benzer hijyeno-dietetik bazı kuralla­rı uygulayarak olağan geçişi kolaylaştırmak mümkündür ve bunun için özellikle:
Lifli besinler almalı.
Su miktarını arttırmalı; özellikle sabah uyanınca bir bardak soğuk su içmeli.
Kahvaltıdan önce sabahları 1 çorba kaşığı zeytinyağı içmelidir.

İlaç Kullanmamalı:

Geçici kabızlıkların başlıca tehlikelerinden birisi, bizzat geçiş bozukluğuna değil, fakat sorunun bu şekline alışmamış kişilerin çok kötü tepkisine bağlıdır. Gerçekten bazı kimseler kabızlığın 2 veya 3. gününden sonra tahriş edici yumuşatıcıları al­maktan çekinmezler. Bu yersiz ilaç kullanımı, basit ve geçici sindirim sıkıntısını, kasıntılı türde süreğen işlevsel gerçek bir kabızlığa dönüştürebilir.

Bu nedenle birdenbire ortaya çıkan kabızlıkta yumuşatıcı (lifler hariç) almamalıdır. Bu kural örneğin hastanede uzun süre yatma gibi, çok özel bazı durumlarda geçerli değildir. Fakat bu koşullarda yumuşatıcı hekim tarafından yazılmakta ve dozları hastanın durumuna göre ayarlanmaktadır.

b- Şayet Kabızlık Devam Ediyorsa

Onu işaret ettiğimiz gibi olguların çoğunda, birdenbire ortaya çıkan kabızlıklar ancak basit bir geçici bozukluk olup burada esas tehlike muharriş yumuşatıcı kullanımı­dır. Fakat daha ağır bir hastalık tarafından oluşan kabızlıklar seyrek rastlansa da önemlidir:
Bağırsak tıkanması
Bir başka sindirimsel hastalık
Sindirim dışı bir hastalık

Bağırsak Tıkanması

Bu hastalık çok belirgin bazı bozukluklar oluşturur ve bir seyahat veya bir basit grip ile ortaya çıkan kabızlıklardan ayırt etmek kolaydır. Herşeyden önce dışkılamanın durması gaz çıkarmanın tamamen yokluğu ile birliktedir. Bu tarzdaki dışkılama durması tıkanmanın çok belirgin bir işaretidir. Bundan başka, gaz ve dışkı durmasından çok süratle, 12 veya 24 sonra, karında çok iyi yerleşik kuvvetli ağrılar görülür. Bulantı, kusma, karında önemli derecede şişlik de bu bozukluğa ilave olur. Bağırsak tıkanması çok süratle tıbbi veya cerrahi sağıtımı gerektirir.

Bir Başka Sindirimsel Hastalık

Aniden ortaya çıkan kabızlık, gerçekten süreğen organik bir kabızlığın başlangıcı olabilir. Rektum veya kalınbağırsak hastalıklarının belirgin bazı işaretleri gecik­meksizin bir doktor muayenesini gerektirir.
Önce dışkı ile birlikte veya yalnız başına, daha çok dışkılamadan hemen sonra ka­nama görülür. Kan kırmızı renkte veya bilakis çok siyah ve yapışkan katran görü­nüşlü olabilir:

Rektumda duyulan ağrılı gerilmeler, yanma hissi ve devamlı dışkılama ve işeme hissi ile birliktedir.
Dışkının boşalmasından hemen önce kuvvetli ağrılar olur.
Devamlı dışkılama isteğine rağmen dışkılayamama durumu vardır.

Sindirim Dışı Bir Hastalık

Birdenbire ortaya çıkan kabızlık sindirim dışı nedenli süreğen organik bir kabızlı­ğın başlangıcı olabilir. Böylece, iki hafta sonunda olağan olarak yok olan geçici kabızlıkların aksine, bağırsak geçiş bozukluğu devam eder. Tıbbi muayene ve tah­liller hastalığın sebebini bulmaya yardım eder.
Böylece, birdenbire ortaya çıkan bir kabızlık karşısında, olguların çoğunda endişe­lenmeye gerek yoktur ve zararlı yumuşatıcıları kullanmamalıdır! Fakat kabızlık daha ağır diğer bozukluklar ile birlikteyse veya 2 haftadan daha fazla sürmüşse, işte o zaman bu sindirimsel sorunun altındaki muhtemel hastalığı araştırmak için bir hekim (dirger) muayenesi zorunludur.

Atonik Kabizlik ve Kalinbagirsak Stazi

Atonik (Gerimsiz) İşlevsel Kabızlık (Kalınbağırsak Stazı)

Atonik kabızlık nedir, Bir taraftan güncel beslenme bozuklukları; şişmanlığın ilave iki etkeni olan şeker ve yağdan çok zengin, fakat liften yoksun beslenme.

Diğer taraftan, kas gücü istemeyen modern toplumun yaşam tarzı sonucudur.

Günlük yaşamımız giderek daha fazla oturgan şekle dönüşmektedir. Bazıları her pazar sabahı yarım saat el-kol hareketi veya 1 saat bisikletle gezintinin bu genel hareket azlığını telafi edebileceğini düşünebilirler. Fakat bu küçük eylemsel hare­ketlerin, geçmiş asırlar boyunca süren, insanların günlük fizik aktivitesini düzelte­bilmesi olası değildir; kas gücü ve gerginliğini elde etmek için gerekli olan çalışmaya göre çok yetersiz kalır. Beslenme bozukluklarıyla birlikte, hareket eylemlerindeki eksiklik, genel olarak, oldukça sakin bireylerde kalça ve özellikle karın kaslarında genel bir gerginlik azalması (hipotonosite) oluşturur.

Buna paralel olarak, yağ depoları artar ve bunlar özellikle kas lifleri tarafından kullanılmamış yerleri işgal ederler. Gerginlik azalması, aynı zamanda bağırsak ge­çişinin yavaşlamasına neden olan kalınbağırsak kaslarında da görülür. Böylece bir şişmanlığın gelişimi, dışkılamaya iştirak eden kasların hipotonositesi ve kalınbağırsak kaslarının hipotonositesi, atonik işlevsel kabızlığın belirgin tablosunu oluşturur. Bu kabızlık az ağrılı veya ağrısız olup genel olarak çok iyi dayanılır. Bazen de migren veya bulantı, olağandışı yorgunluk gibi bazı ilave belirtiler gösterebilir.

Spazmodik (Kasınmalı) İşlevsel Kabızlık

Kasınmak işlevsel kabızlık esas olarak, oldukça faal, sinirli ve sıklıkla kaygılı ki­şilerde görülür; genel olarak zayıf ve uzun boyludurlar. Bağırsak geçiş bozukluğu, kalınbağırsak kaslarının hareket faaliyetindeki artmaya bağlıdır. Gerçekten kasla­rın, kalınbağırsağı çevreleyen halka şeklindeki çok önemli kasılması dışkının geçi­şini engeller ve dışkı kasılmanın yukarısında birikerek, kalınbağırsağı genişletip, az çok devamlı ve hassas bir karın sıkıntısı yaratır. Bazen kasılmalar özellikle yoğundur ve şiddetli ağrı nöbetleri oluşturur. Bu nöbetler kalınbağırsağı tahriş eden çok bol gıda ve çok zengin yemekler kadar heyecan, ruhsal gerginlik, soğuk tarafından da uyarılabilir. Ağrıların şiddeti ve niteliği çok değişken olabilir ve hatta (apandisit, karaciğer ve mide hastalığı gibi) bir başka hastalığı taklit edebilir.

En belirgin nöbetlerde ağrı, sabahları veya gecenin ikinci yarısında başlar. Kalça ve karnın sol yarısında yerleşen yanma veya kasılmalar şeklinde belirir. Nöbetlerde hasta dışkılama için çok büyük gayret sarfeder. Bazen beraberinde sıvısal bir salgının bulunduğu bilye büyüklüğünde sert dışkı parçaları çıkarılır. Az da olsa bu tarzdaki dışkılama, ağrıyı hafifletir. Fakat dışkılama gayretiyle birlikte olan bu nöbetler çok yorucudur ve hasta kendisini ekseriya ruhsal ve bedensel olarak tükenmiş hisseder. Ağrılı nöbet dönemleri önce birkaç gün ara ile birbirini takip eder. Sonra birkaç ay esnasında durulur. Ağrı ya tamamen yok olur veya sıklıkla görüldüğü gibi, az çok sabit ve yaygın bir karın sancısı şeklinde sürer.

Böylece çok yaygın bir inanışa rağmen, süregelen kabızlıklar daima bir bağırsak tembelliğine bağlı olmayıp bilakis kalınbağırsak kaslarının fazla çalışması sonucu olabilir. Bundan başka oldukça özel ruhsal bir yapı, bu fazla çalışma, sıklıkla bir­likte bulunan iki esas etken ile harekete geçirilebilir:

Beslenme liften yoksun olduğunda, dışkının hacmi az olacak ve kalınbağırsak kasları bu az hacimli dışkıyı ilerletebilmek için kasılma güçlerini arttırmaya zorlanacak ve spazm şeklinde kasılmalara dönüşebilecektir.


Zararlı yumuşatıcıların yanlış kullanımı da çok sık gözlenen bir etkendir. Onların etkisi kalınbağırsak cidarına gerçekten zarar vericidir. Seyahat gibi nedenlerle görülen geçici kabızlıklarda yumuşatıcı kullanımı süreğen kasılımlı kabızlıklara neden olabilir. Hatta yumuşatıcılar, kasılmalı bir ka­bızlığı gerimsiz bir kabızlığa çevirebilir. Aslında yumuşatıcı kullanım bir alışkanlığı liften yoksun bir beslenmeye bağlıdır. Kabızlığın oluşturduğu endişe ile beslenmelerinin daha düzenli olması yerine, bazıları muntazam dışkılamak amacı ile günlük yumuşatıcı kullanırlar. Halbuki gerçekte lif alımını arttırmak yeterli olacaktır.

Sosyal Baskıların Etkisi

Beslenme düzensizliği kabızlığın temel nedenidir denilebilir. Her toplumun kendine özel beslenme alışkanlıkları olduğuna göre toplumsal bir baskı söz konusudur. Fakat diğer sosyal baskılar da özel bir kabızlık {Rektal boşaltım bozukluğu kabızlıkları) şekli yaratabilir. Rektal dişezi denilen bu durumda boşaltım refleksi işlevinde bir eksiklik söz konusudur.

Bu kötü dışkılama işlevinin iki esas nedeni vardır:
Yaşamın ilk yıllarında ebeveyn tarafından zorla kabul ettirilmiş baskılar.
Toplumsal yaşayışın zorladığı baskılar.

Çocukluk Çağının Baskıları

Annelerin çoğu bebeklerinin temizliğinde çok titizdirler. Fakat bazı anneler de be­beğin eğitiminde erkencidirler. Onlar, dışkının denetimli boşalmasını sağlayan tepke işlevini oldukça zorlayıcı ve çok vakitsiz bir eğitimi çocuklarına zorla yaptırmaya kalkarlar. Böylece anneler altları temiz kaldıkça bebeklerini kutlar ve onunla oyna­yarak veya gülücükler yollayarak memnuniyetini gösterir. Ayrıca anne, kalınbağır­sağını düzenli olarak boşaltmasının sağlığı için gerekli olduğu kavramıyla, çoğu zaman bebeğini lazımlıklı oturakta oturtmayı tercih eder. Annenin bu hem çok ciddi ve hem de çok dikkatli tutumu bebeğin iki tepkisine yol açar:

İlk şekil- annenin çocuğunu mümkün olan en büyük çabuklukla temiz görme arzusunun sonucudur. Böylece bebek çok erken olarak kendini tutmasını ve tepkelerini gereksiz yere denetlemeyi öğrenir. Bunu takiben ergenlik ve sonra da yetişkin çağda kendini tutma alışkanlığını muhafaza etme tehlikesi vardır. O zaman ancak çok düzensiz olarak dışkılamaya gidecektir.

İkinci şekil- dışkının gelişini sabırsızlıkla bekleyen annenin endişeli bakışları altında oturakta uzun süre kalan bebeklerde gözlenen tepkidir. Bunu takiben günde en az 1-2 defa dışkılama yapma tutkusunun gelişmesi tehlikesi vardır. Bu nedenle ergenlikteki bireylerin çoğu bağırsaklarının boşalmadığı bir günü geçirmeme kaygısıyla yumuşatıcı kullanmaya başlarlar. Fakat bu yumuşatı­cılar kalınbağırsağı tahriş eder ve bir hastalığın ortaya çıkmasına neden olur.

Toplumsal Yaşamın Zorlukları

Dışkılama mekanizması daha önce açıklanmıştır. Dışkının ilk devrede sigmoid ba­ğırsak tarafından rektuma doğru itildiğini anımsayalım. Doğal olarak dışkılama hissi derhal uyanır. Bu da rektum cidarı bir basınca maruz kaldığında harekete geçen duyargaların varlığına bağlıdır. Bunu takiben bir dizi refleks (tepke), dışkının çıka­rılmasına kadar çalışmaya başlar. Bazen bu tepkeler istemli olarak engellenebilir. Bu durumda dışkılama ihtiyacı giderek kaybolur. Zira çok sık olarak uyandırılmış almaçlar artık harekete geçemezler; böylece dışkının varlığıyla oluşan basınca uyum gösterirler ve artık hiçbir duyulanma olmaz. Ayrıca organizmanın bütün duyu al­maçları için aynı uyum olayı mevcuttur. Örneğin bir yara da başlangıçta çok ağrı yapar. Fakat sonra ağrı azalır. Zira ağrıya duyarlı almaçların tepkisi giderek söner ve kaybolur. Hatta el bileğine bir saat takıldığı zaman bir müddet için bu saat his-sedilirse de, sonradan artık hiç bir algılama olmaz. Böylece duyu almaçları artık iş görmezler.

Böylece dışkı rektuma ulaştığında, ancak kısa bir süre için dışkılama hissi uyandırır. Şayet dışkılama yerine getirilmemişse bu ihtiyaç hissi kaybolur. O zaman sigmoid bağırsağı, almaçları tekrar uyarmak için rektum üzerine uyguladığı basıncı arttırır. Fakat tepke mekanizma engellenmeye devam edilirse, yani kişi dışkılamamak için kendini tutuyorsa, o zaman bir miktar dışkı sigmoid bağırsak içine geri yollanır ve birkaç saat için hiçbir yeni dışkılama ihtiyacı uyanmaz.

Niçin birçok kimse dışkılama arzusunu hemen yerine getirmez de dışkılamaya git­tiği esnada daima onu erteler?

Bu durum, doğrudan toplumsal yaşayışın zorluklarına bağlıdır. En doğal ve en ba­sit ihtiyaçlarını ihmal ederek daima gergindirler veya utançlarından, toplantıları ve hatta bürolarını terk etmeye cesaret edemezler. Daha sık olarak temizlik ve sağlık korkusu ile evlerinin dışındaki tuvaletleri kullanmak istemezler.

Fakat sebebi ne olursa olsun sonuç aynıdır. Haftada ancak 2-3 defa dışkılamaya giderler. Gerçekten esas sorunu ortaya koyan bizzat bu düzensizlik değil, fakat daha çok almaçların uyarılara cevap vermemesidir.

Almaçların cevapsız kalan tekrarlanmış uyarıları sonucu yıllar sonra bu almaçların hassasiyetinde önce azalmaya, giderek devamlı olarak zayıflamalarına ve nihayet artık hiçbir cevap vermemelerine neden olur. Böylece kabızlığın tipik bir tablosu "Rektal dişezi" teşekkül eder. Yani kalınbağırsağın işlevi olağandır ve dışkıyı rek­tuma kadar taşır. Fakat hiçbir dışkılama ihtiyacı hissi uyanmaz. Bu bozukluk sonucu kişi, artık çok nadiren dışkılamaya gider. Zira artık çok ender ve zayıf olarak bu ihtiyacı hisseder. Bu husus kişiyi endişelendirir ve tahriş edici yumuşatıcıları kul­lanmasına yol açar. Fakat bu davranış kalınbağırsağın iç cidarına zarar vererek, rektal duyu bozukluğu oluşturup durumu daha da zorlaştırır.