Ulnar Sinir Nedir

Ulnar Sinir Nedir
F. Ulnaria brakial pleksusun medial kordonunun bir da­lı olarak m.teres majörun üst sınırından başlar, pleksus brakialisin ö.servikal ve l.torakal dallarından gelen fibrillerden oluşur. Sıklıkla da T.servikal sinirden de ge­len fibriller ulnar siniri oluşturur. H.Ulnaris, ak­sular bölgede aksiller arterin medialinde, aksiller ven ile aksiller arter arasında distale doğru ilerler. Kolun orta kısmına kadar brakial arterin medialindedir. Burada medial intermuskuler septuma girer ve bunun medialinde i-lerler. M.friseps brakiinin medial başının önünde ilerle­yip, superior ulnar kollateral arterinin eşliğinde humerus medial epikondili ile olekranon arasındaki aralığa girer.

Dirsek seviyesinde siniri çevreleyen yapılarda anato­mik variasyon görülebilir, fakat sinirin izlediği yol ge­nel olarak aynıdır, Medial epikondilin posteriorundaki çu­kur ile olekranon arasında bulunur. M.fleksor karpi ulna-ris'in iki başı arasından ön kola girer. Bu seviyede dir­sek ekleminin ulnar kollateral ligamentinin posterior ve oblik kısmı üzerindedir.

Dirsek seviyesinde görülebilen variasyonlar medial e-pikondildeki oluğun büyüklüğündeki, medial epikondilin oblikliğindeki, m.fleksor karpi ulnaris'in başlangıcındaki değişikliklerdir. Oluğun derinliği, genişliği ve uzunluğu Üzerinde bir çok farklılıklar görülmüştür. Oluk sığ oldu­ğu zaman, dirsek fleksiyonunda sinir oluktan dışarı çıkar ve yer değiştirir. Dirsek fleksiyon ve ekstansiyonda hu-merusun distal ucunun oblikliğine göre belirgin bir stress eklemin medialine taşınır. Normal olarak humerusun distal ucu 170°'den fazla olursa, sinirin sürtünmesine ve sıkışma­sına sebep olacak bir traksiyon kuvveti sinir üzerinde top­lanır.

Ulnar sinir kol seviyesinde medial epikondilin takri­ben 1.5em. üzerinden çıkan dirsek eklemine giden ilk dalı­nı verir, eklemin medial yüzünün duyusunu sağlar. Ameliyat­lar sırasında bu dala dikkat etmelidir. Bu seviyede ulnar sinirin muskuler dalları m.fleksor karpi ulnari*s*e ve bu fleksor digitorum profundusa gider. M.Pleksor karpi ulna-ris'in innervasyonu sıklıkla iki dalla olur. Bazen üç ve­ya daha fazla dal da olabilir, önkolun medialinde dlstale doğru ilerler. Bu sırada m.fleksor digitorum profundusun üzerindedir. Proksimal 1/2'si m.fleksor karpi ulnaria ta­rafından çevrilmiştir. Distal 1/2 si bu kasın lateralinde-dir. fasla ve cilt tarafından örtülmüştür.
önkolun 1/3 proksimalinde, ulnar sinir ilnar arterden ayrı olarak bulunur. Geri kalan bölümde arterin medialin­de yanyanadır. Sİ bileğinin 5cm. proksimalinde dorsal da­lını verir. Pisiform kemiğin lateralinde, hamatum çengeli-nin »edlalind., fleksor retinakulumua ontad. el'e doğru ilerler* Bu sırada ulnar arterin arkasındadır. Arterle be­raber fleksor retinakulumun yüzeyel kısmının arkasından geçer. Yüzeyel ve derin terminal dallarını vererek aonla-nar.
Ulnar Sinirin Dalları t  Artiküler, muskuler, palmar kutaneus, dorsal, yüzeyel ve derin terminal dallardır.
Artiküler Dallar, dirseğe giden dallardır.
Muskuler Dallar, dirsek çevresinden çıkan m.fleksor karpi ulnaria ve m.fleksor digitorum profunduşiarın medi-al yarısına giden dallardır.
Palmar Kutaneus Dal, önkol orta kısmından çıkan ulnar arter üzerinde İlerleyip, artere de birikişim fibriller veren daldır. Derin fasyayı delip, median sinirin palmar dalıyla beraber avuç içi derisinde sonlanır. Bazan m.pal-maris brevisi innerve eder,
Dorsal dalı, el bileğinin 5 cm proksimalinde başlar, m.fleksor karpi ulnaris'in altında dlstale doğru ilerler. Derin fasyayı delerek el bileğinin ve elin medial tarafın­da iki, sıklıkla üç dorsal digital sinire ayrılır. Bunlar­dan biri 5.parmağın medial tarafını, 2'si ise 4. ve 5 parmakların birbirine bakan yüzlerini innerve eder. 3.dal bulunduğu zaman ise 3. ile 4.parmağın birbirine bakan ta­raflarını innerve eder. 5«parmakta dorsal digital sinir­ler diatal falanksın kaidesine kadar, 4.parmakta ise or­ta falanksın kaidesine kadar uzanır. Bu parmakların daha distal kısımları ulnar sinlrlja digital dalları, 4.parmağın lateral tarafı ise median sinirin digital dalları tarafın­dan innerve olur.

Diskektomi Nedir

Diskektomi Nedir
Diskektomi fıtıklaşmış olan disk fragmanının çıkarılması işlemidir. Doğru endikasyonlar altında ve tekniğine uygun yapıldığında spinal cerrahinin en yüz güldürücü ameliyatlarındandır.
Diskektomi standart olarak prone pozisyonda yapılır. Seviye tayininden sonra orta hattan yaklaşık 2- 3 cmlik insizyonla girilir. Fasya geçildikten sonra paravertebral kaslar lamina ve spinöz prosesten künt olarak disseke edilir ve hemilaminotomi yapılarak görüş sağlanır. Daha sonra öncelikli olarak serbest parçalar olmak üzere kanalı daraltan disk yapıları çıkarılır. Geçmişte direk görüş ile yapılan bu girişim artık günümüzde standart olarak mikroskop altında gerçekleşmektedir.
Nöral dekompresyon ve diskektomi işlemlerini mikroskop altında gerçekleştirmenin önemli faydaları vadır. Öncelikle aydınlatma koaksiyel özellikte olduğundan daha küçük bir insizyon ile yeterli görüş sağlanabilmektedir. Bu da ameliyat sonrası hasta konforunun daha iyi olması anlamına gelmektedir. Diğer faydası ise elde edilen büyütmedir. Hem kanama kontrolü, hem de daha güvenli disseksiyon sağlaması bakımından büyük yarar sağlar. Mikroskop kullanımı ayrıca asistanın da cerrahi işlemi izlemesi ve katkıda bulunmasını sağlamak gibi bir avantajı vardır.
Diskektominin basit bir işlem gibi gözükmesine karşın profilaktik bir işlem olmadığının ve sinir kökü hasarı,enfeksiyon, epidural kanamalar gibi komplikasyonların olabileceğinin akıldan çıkarılmaması gerekmektedir.

Ejeneratif Skolyoz Nedir

Ejeneratif Skolyoz Nedir
Dejeneratif skolyoz, disk dejenerasyonu ve faset eklem artrozuna bağlı gelişen, daha çok 60 yaşından sonra ortaya çıkan skolyoz deformitesidir. Eğrilik çoğunlukla 40 dereceden fazla değildir. Skolyoz ve dejeneratif proses sonucu spinal kanal hacmi azalmaktadır. Kanal çapındaki azalmaya paralel olarak spinal stenoz semptomları ortaya çıkar. Adult skolyoz iki major kategoride incelenir. Bunlardan ilki iskelet maturitesinden önce de varolan skolyozun ileri yaşlardaki durumu, diğeri ise dejenerasyona bağlı gelişen ve de novo olarak tanımlanabilen skolyozdur. De novo skolyozda eğrilik lomber bölgededir ve klinik sorunlar mekanik yetersizliğe bağlı bel ağrısı ve buna eşlik eden kladikasyo ve radikülopati gibi nörolojik semptomlardır. Spinal stenozun diğer formlarına nazaran ağrı oturunca geçmez. Ağrı bel ve bacaklarda giderek artan şiddette hissedilir ve hareket ile artar. Dejeneratif süreç translasyonel ve rotasyonel kaymalarla rölatif stenoza yol açmaktadır. Radiküler semptomlar genelde konkavite tarafında görülürken, koveksite tarafında traksiyona bağlı nörolojik semptomlar görülebilir. Muayene bulguları çoğunlukla nonspesifiktir. Basit düz röntgenogramlarla kolayca tanı konulabilir. Cerrahi tedavi planlamasında BT miyelogram çekilmesi ile dekompresyonun sınırları daha iyi belirlenir.
Konservatif tedavi olarak antienflamatuar ilaçlar, istirahat, fizyoterapi ve epidural steroidler uygulanabilir. Fakat konservatif tedavi ile düzelmeyen hastalar cerrahi tedaviye adaydır. Nörolojik semptomların ön planda olduğu hastalarda yapılan izole dekompresyonun progresif spinal kollapsa, semptomların artmasına yol açtığı gösterilmiştir. Standart cerrahi tedavi geniş dekompresyon, füzyon ve segmenter enstrumentasyon ile deformitenin kısmi düzeltilmesi ve stabilizasyonu şeklindedir. Anterior füzyonun ilavesi ile hem düzeltme miktarını artırmak, hem disk yüksekliği tekrar kazandırmak, hem de psödoartroz riskini azaltmak mümkündür. Anterior kolon desteği TLIF, PLIF gibi yöntemlerle posteriordan gerçekleştirilebileceği gibi ALIF, XLIF gibi anterior girişimlerle de sağlanabilir. İzole dekompresyon yaşlı, stabilizasyon evresine girmiş, osteoporotik hastalarda kullanılabilecek tedavi seçeneğidir.