Hamilelikte Kilo Artışı ve Enerji
Gebelik esnasında, metarnal organizma, fetüsün büyüme ve gelişimine uyacak ve aynı zamanda maternal homeostasis'i koruyacak birtakım biyolojik "düzeltmeler" yapar.
Enerji Gereksinmeleri ve gebelikte kilo alımı
Gebeliğin optimal kilo artışını karşılamak için, gerekli miktarda kalori tüketilmelidir. Bu kalorilere başlıca 3 nedenle ihtiyaç vardır:
Gebeliğe bağımlı yeni dokuların temini
Yeni dokuları koruyabilmek için ortadan metabolik enerji tüketiminin karşılanması gebe vücudun hareketi için gerekli olan enerji, toplam yağ ve protein birikimi gebelik süresince yaklaşık 41.000 kcal gerektirir. Bazal enerji artışı günde yaklaşık 300 kcat'dir. bu gereksimlerin toplamı, gebelin toplam enerji ihtiyacını 80.000 kcal olarak belirler.
Hamilelikte Kilo Kontrolü
Gebeliğin ek kalori tüketimi, gebelik süresince eşit dağılım göstermez: gebe kalmayı izleyen ilk birkaç hafta boyunca en az düşeyindedir, birinci trimesterin sonuna doğru hızlı bir artış gösterir ve gebeliğin geri kalan süresi içinde genellikle sabit kalır. İkinci trimester içinde, gebeliğin ek kalori sarfiyatı, başlıca materyal biriminin büyümesine yansır, buna karşılık üçüncü trimester sarfiyatı, fetal ve plasenta büyümeye aittir.gebeliğin büyük kısmı boyunca enerji tüketimi gebeliğe ait kabul edilebilecek gündelik enerji fazlası, yaklaşık 300 kcal'dir veya 1 kg vücut ağırlığına en az 36 kcal isabet etmektedir. Ağırlık kaldırıcı aktivitelere düzenli katılım, kalorik gereksinmeyi daha fazia arttırır. Gebelik esnasında ağır maternal fizik aktivitenin fetüse etkileri, yıllardır tartışılmaktadır.Tafori, bu konuyu Habeşistan'da yapılmış bir çalışmayla ele.almıştır. Bir beslenme uzmanı ardı ardına üç gün süreyle gebe almıştır. Bir beslenme uzmanı ardı ardına üç gün süreyle gebe kadınları evlerinde ziyaret etmiştir. Bu zaman içinde, beslenmeye yönelik gözlemler yapılmıştır. Benzer kalori (günde yaklaşık 1550 kcal) ve protein alımı gösteren iki grup saptanmıştır. Bu iki grup birbiriyle karşılaştırılmıştır. Bu gruptaki kadınlar gebelik sürenice ağır fizik aktivite içindeyken, diğer gruptaki kadınlar bu tür aktiviteye girmemiştir.
Ağır fiziki iş yapan kadınların, bu tür aktivite göstermeyen gruba kıyasla, gebelik kiloları belirgin biçimde daha düşük ve yeni doğanları daha ufak bulunmuştur. Bu bebeklerdeki büyüme geriliğinin etyolojisinde büyük olasılıkla kalori yetmezliği
vardır.
Hamilelikte kilo hesaplama
Verilere göre gebelikte kilo artışı, yeni doğan kilosundaki artış ve düşük doğum kilolu bebeklerin sayısında azalışla ilişkilidir ve gebelik öncesi kilosunun yüksek oluşu, doğum kilosunun artışı ve çok ufak bebeklerin -bebeklerin doğum sıklığının azalışıyla bağlantılıdır.
Gebelik öncesi kilosu fazla olup gebelikte çok fazla kilo alan anneler en büyük bebekleri doğuracaklardır. Buna karşılık gebelik öncesi kilosu düşük ve gebelikte az kilo almış olanların bebekleri en küçük olacaktır.
Gelişmiş ülkelerdeki kadınlara genellikle önerilen kilo artışı 11-13 kg iken, bu öneri matenal besi rezervlerini hesaba katmamaktadır. Gebeliğin başlangıcında kilo fazlalığı olan anneler, gebeliğin sonunda 7 kg almış olduklarında fetal ve neontal ö-lüm sayısı en düşük düzeydedir. Normal ağırlıklı kadınların optimal fctjo artışı 9 kg düşük kilolularınla de 13,6 kg'dır. Bu çalışmanın sonuçları, tüm aşırı kilolu ınelerin7 kg/normallerin 9 kg ve aşırı zayıfların 13,6 kg almasını zorunlu kılmaz; bu değerler, gebelik öncesi ağırlıklara bakarak gebelikteki en uygun kilo artışı için fikir verir.
Toplam kilo artışı kadar önemli olan bir özellik de kilo alma hızıdır. Bu konudaki veriler henüz çok kısıtlıdır. Yine de genellikle normal kabul edilen hız, ilk trimesterde en az ve ardından, gebeliğin sonuna kadar urtalama yaklaşık haftada 0,4 kg'dır. Gebelik sonunda toplam ortalama 11 kg'm matemal birime düşeni 6 kg. fetal bölüme ait olanıysa 5 kg'dır. Buna karşılık bu iki kompcjrtmcpıdaki birikim, gebeliğin süresiyle değişir. İkinci trimesterdeki kilo artışının Ljyük kısmı, annedeki gelişime aittir; buna karşılık üçüncü trimesterde, bu artışın büyük kısmı intrauterin oluşumların büyümesine bağlıdır.
Gebelik öncesi boy kilo ilişkisi (Vücut kitle indeksi) annenin beslenme statüsünü tanımlamada, yalnızca vücut ağırlığına kıyasla daha iyi bir göstergedir.
Normalin altı : Vücut kitle indeksi < 19,8
Normal ağırlık : Vücut kitle indeksi = 19,8 - 26
Normalin üstü : Vücut kitle indeksi > 26 - < 29
Obes : Vücut kitle indeksi > 29
Aşırı kilolu kadın için gebelik birkaç risk oluşturur. Bunlar, özellikle hiertansif hastalıklar ve diabetes melltusa ilişkindir. Genellikle, gebelikte kilo verilmesi önerilmez. Diğer yönden gebelik öncesi kilosu düşük olan veya gebelikte kilo artışı normalin altında kalanların düşük doğum, kilolu bebek doğurma riski artmıştır. Bu hastalara, kilo artışını normalleştirmek için özel beslenme programı ve yakından izleme gereklidir.
Tetanoz Profilaksisi
Her gebeye doğumdan önce kesinlikle tetenoz aşısı yapılmalıdır. Aşılama;
Eğer tik doğumu ise ve hiç tetanoz aşısı olmamış ise;
Daha önce doğum yapmış son doğumdan 5 yıldan daha az zaman geçmiş ve daha önce aşılanmışsa
5 yıldan çok zaman geçmiş ise;
Psikososyal ve Çevresel Risklerin Azaltılması Tütün:
ABD'de yapılan bir araştırmaya göre gelişmektedir fetusa ve anneye karşı bilinen ris!' )rine rağmen gebelerin %21-630'u gebelik boyunca sigara kullandıklarını ifade etn ktedir. Gebelikle annenin sigara içmesiyle düşük doğum ağırlığı(ör.Erken doğum, Uıerus içi büyüme geriliği) arasındaki ilişkiye dair kanıtlara varılmıştır. Gebelikte sigaranın bırakılmasının bebeğin doğum süresince etkisi vurgulanmıştır. Ayrıca sigaranın fetusun dolaşımının bozulduğu, B1f Be, B12, C ve A vitaminleri ile Ca emi-limini engellediği düşünülmektedir.
Alkol; özellikle yabancı ülkelerde aşırı alkol kullanımının yayınlandığına dair beraber bulunmaktadır. Çalışmaların çoğuna göre, nüfusun önemli bir kısmı, gebelikte alkol kullanmaktadır. ABO'de, fetal alkol sendromu (FAS) sıklığı, şehirlerde 1000 canlı doğumda 0 ile 1000 canlı doğumda, 3,1 arasında değişmektedir. Alkolüzim açısından en riskli nüfuslar (örn. Şehir dışında yaşayanlar için bu sıklık artmaktadır. (100 canlı doğumdan 1'e kadar yükselmektedir.
Gebelikte alkol alım a, spontan düşük riskinin yükselmesi, perinatal mortalite, intrauterm büyüme geriliği düşük doğum, kilosu, konjinital anomaliler ve olumsuz sonuçlar arasında ilişki olduğuna inanılmaktadır. Annenin alkol kullanımı ayrıca neonatal dönemden sonra, neonatal nörel davranış bozukluklara katkısı mevcuttur. Bir başka araştırmaya göre ise makrastik anemi ile fazla alkol kullanımını a-rasında ilişki saptanmıştır. Bütün bunlar göz önüne alınaetk olursa, gebelik esnasında alkol kullanmanın ciddi sonuçlar doğuracağı unutulmamaları, alkol almakta olan gebelerin alışkanlıklarından vazgeçmeleri desteklenmeli veya gebelikteki bu tüketim aniden sonlandırmalıdır.
İlaç Bağımlılığı: Gebelikte ilaç bağımlılığının yaygınlık ve sıklığına ilişkin kesin bilgi yoktur. Ama yine de her yıl 375.000 kadar bebeğin annelerinin gebelikte bağımlılık oluşturan ilaç kullanmasından etkilendiği söylenebilir, ilaç bağımlılığı kapsamındaki ilaç kullanım biçimi çok çeşitlidir ve gebeliğin sonucunu erteleme potansiyeli vardır. İlaç bağımlılığı olan kadınların çok azı prenatal bakım istemekte veya edinebilmektedir, ilaçlar çok çeşitli Jfanj^nital monformasyonların yanı sıra fetusta tanınmaları zor olan rönal davranış ve fonksiyon bozukluklarına yol açmaktadır.
İş Kadınları:
1960 yıllarında annelerin % 30'u iş kadını iken bu sayı önemli biçimde artarak 1980'de % 52 olmuş ve çalışma yaşamının kadın sağlığına etkileri tartışılmaya başlamıştır. Bazı kadınlar, fakirlik, aile ihtiyaçları veya diğer olumsuzluktan ötürü çalışmaya zorlanırken, diğerleri ekonomik ve aile olanakları ve sosyal desteğe dayanarak çalışmayı seçebilmektedir. Yaşam koşullarının olumsuzluğu nedeniyle çalışması zorunlu kadınların eğitimleri daha az, stresleriyse daha fazla olabileceğinden bu faktörler dolaylı biçimde gebelikte kötü sonuçlara yol açabilmektedir. 1890'lardan bu yana çalışmacılar, olumsuz gebelik sonuçlarının annenin işiyle bağlantısını saptamaya çalışmışlardır; Sonuçta ağır fark zorlama gerektiren uzun süreli işlerde vardiya işçiliğinin düşük doğum korkusu ve prematüreye yol açma potansiyeli olduk oldukları söylenebilir. Kimyasal ve biyolojik maddelerle uğraşmayı gerektiren işlerde, çalışmaların çoğu, konjenital bozukluk veya spontan düşük risklerinde artış olmadığını ortaya koymuştur. Olumsuz iş koşullarının varlığında özellikle, geçmişlerinde riskli veya kötü sonuçlanmış gebelik saptandığında bu koşulların değiştirilmesi doğru olacaktır.
Maternal Stres veya Anksiyete:
Gebelikte stresin genel etkisi her yönüyle bilinmemektedir. Fakat bazı çalışmalar, stres veya anksiyeteyle olumsuz sonuçlanan gebelikler arasında ilişki buluna bileneceğini düşündürmektedir. Birkaç çalışmanın sonuçlarına göre, yoğun stres veya Anksiyete düşük doğum ağırlığı veya erken doğum sıklığını arttırabilmekted'-Diğer bazı çalışmalar, sosyal destek sistemlerinin, strese cevabı değiştiklerini göstermiştir, örneğin yoğun stres koşullarında gebeliklerinde sorun çıkan vakalarda, prematüre ve düşük doğum kilosuna daha sık rastlanmaktadır. Bu kadınlara iyi sosyal destek sağlandığında stresin gebelik sonucuna etkisi görülmüştür.
Aile İçi Şiddet
Gebelikte kadının şiddetle karşılaşması giderek artmaktadır. Bu kapsamda diğer faktörler, erkeğin cinsel tatminsizliği ekonomik veya iş statüsündeki değişikliklere ilişkin yeni koşulların yarattığı stres, gebe kadınlarda duygusal duyarlılığın artmasına yol açan biyokimyasal değişiklikler, aile içinde çocuğa şiddet uygulama öyküsü ve kadının savunmasızladır. Aile içi şiddet, yapılan çalışmalara göre;
Alt soysa- ekonomik guruplarda daha sık görülürken, kadının dövülmesine hefn sosyo ekonomik ve eğitim düzeyinde rastlanmaktadır. Aile içi şiddet giderek bir halk sağlığı sorunu niteliği taşımaktadır. Tıbbi acil servislerde bu tür şiddet sistemik bir biçimde tammlanamamaktadır.
Prenatal risk değerlendirilmesinde, gebelikte şiddet uygulanması potansiyel/ de göz önünde tutulmalıdır. Böyle bir değerlendirmede, eşlerin ailelerinde şiddet uykusu aranmalıdır. Gebelik boyunca, prenatal bakım sağlayanlar, hastayı şiddetin fizik belirtileri açısından da incelenebilir. Muayenede travma saptanırsa, hastaya, doğrudan " Bunu sana kim yaptı?" sorusu sorulmalıdır, özellikle, baş göğüs, karın ve genital bölgesinde eski ve çeşitli iyileşme dönemindeki izler, şiddet belirtileri olabilir. Diğer şüpheli bulgular, kadının göz göze gelmekten kaçınması ve saptanan belirtilere ilişkin kaçamak cevaplar vermesidir. Şiddet varlığı ortaya çıkarsa, devamının önlenmesi gerekir.
Bağışıklama;
Gebelik, önlenebilir hastalıklara karşı bağışıklama programlarına başlama zamanı değildir. Organizmanın savaşmasına neden olan her durum, gebelikte kaçınılması gereken ateş yükselmesine neden olur. Anne adayı, uluslar arası seyahat etmeyi düşünüyorsa, gebelik sırasında bağışıklamanın kontraendike olduğunu bilmelidir.
Rubeila aşısı gibi canlı virüslerin kullanıldığı bağ ışıklamalar gebelikte uygulanmamalıdır. Çünkü canlı virüsün gelişen embriyo üzerine zararlı etkisi olabilir, ölü virüslerin kullanıldığı aşılar yapılabilir. Yeni doğan tetenozunu önlemek için tetenoz aşısı gebeliğin 6. ayından itibaren birer ay ara ile iki kez birer doz 1, doğum ve 2. Doğum arasında 5 yıldan az zaman geçtiyse bir kez bir doz, 5 yıldan fazla süre geçtiyse iki kez birer doz aşı yapılmalıdır.
Diş Bakımı
Gebelikte diş etlerinde hipertrafi ve iritasyon görülür. Kan volümünün artmasına bağlı olarak, dişetlerinin hiperemisi sonucunda ağrı olur. Gebelikte sürekli yeme isteği dişlerin çürümesinde hazırlayıcı etken olabilir. Bu yüzden, diş bakımı ve ağız hijyeni her zaman olduğu gibi gebelikte de önem taşır. Dişler öğünlerden sonra ve yatmadan önce fırçalanmalıdır. Gebeler erken dönemlerde dişlerini kontrol ettirmelidirler. Gebelik sırasında diş tedavisi ve çekimi lokal anestezi altında yapılabilir. Kadın diş doktoruna gebe olduğunu söylemelidir. Röntgen çekimi ve diş tedavisi mümkün olduğunca doğumdan sonraya bırakılmalıdır.
Seksüel Aktivite
Günümüzde sağlıklı bir gebelikte, seksüel aktiviteyi sınırlamanın gerek olmadığı düşünülmektedir. Seksüel aktivitenin kontroendike olduğu durumlar, membron röptürü, servikal yetmezlik ve kanamasıdır. Önceki gebeliklerinden düşük ve erken doğum hikayesi olanlara da gebeliğin ilk ve son tirimestrinde kortus hesaplanır.
Yolculuk
Alışa gelmiş şekilde yolculuk yapmanın gebelik için tehlikesi yoktur. Gebelikte Venüs stas arttırıcı uzun süreli oturmalardan kaçınılmalıdır. Uzun süreli otomobil yolculuklarında da sık molalar verilerek gebe kadının kısa yürüyüşler yapmasına u-çak yolculuklarında, arada uçak içinde aşağı yukarı yürümesi sağlanmalıdır. Basınç ayarlı uçaklarda yolculuk, gebe kadına ek risk oluşturmaz.
Giyim
Gebe k linin giysileri, gebelik süresince artan abdominal boyutlara uygun olarak seçilmelidir etekler ve pantolonlar yumuşak elastik bel bantlarına sahip olmalı ve abdominal bölge üzerinde esneye bilmelidir. Dolaşımı bozacak dar giysilerden kaçınılmalıdır. Yüksek topuklu ayakkabılar sırtın eğimini arttırarak sırt rahatsızlıklarına sebep olabilir, özellikle son aylarda baskının artmasına bağlı olarak ayaklarda şişmeler görülür. Bu nedenle ayakkabılar geniş ve alçak topuklu olmalıdır, iç çamaşırları özellikle kilotlar pamuklu olmalı ve her gün değiştirilmelidir.
Bulantı- Kusma
Gebelikte ortaya çıkan bulantı – kusma nedeni prioddan sonra herhangi bir zamanda ortaya çıkmakla ve genellikle 6-12. hafta sonra sona ermektedir. Kadınların 1/2'sinde bulantı, 1/3'ündede kusma görülür. Yapılan araştırmalar hormonal, metabolik, toksit, nörolojik ve psikomasatik faktörlerin bulantı-kusmaların ortaya çıkmasında etken olduğunu göstermektedir. Bunlar; HCG düzeyinde yükselme, karbon hidrat metabolizmasının değişiklik, annenin gebeliğe psikolojik tepkisi, yorgunluk ve GİS'de pristaltik hareketlerin oralmasma bağlanabilir. Tedavide çoğunlukla başarılı olunamasa da semptomlar hafifletilebilir, önerilenler; rahatsız edici kokulardan kaçınmak sabah kalktığında ekmek yada tuzlu kreker yemek olabilir. Az az ve sık sık beslenmek, aşın yağlı ve baharatlı yiyeceklerden kaçınmak, hiposantif etkisini göz önüne alarak yataktan yavaş kalkmak önerilebilir.
Varisler
Gebelik ilerledikçe alt exterimeteler de artan Venüs basınç exterimilerdeki ve bazende vulvadaki varisleri ağırlaştırır. Bu durumu tedavi etmek için, ayakları yükseltmek ve exterik destek çorapları kullanmak gerekir bu çoraplar karnı ve bacakları içine alan külotlu türden olmalıdır ve bacağı, baldır veya kasıkta kesmemelidir. Vulvadaki varisler genellikle birkaç prine petiyle desteklenir.
Bağırsak Alışkanlıktan
Kabızlık genellikte sık görülen şikayetlerdendir. Bunun nedeni bağırsak motilitesinin azalması ve büyümüş uterusun bağırsaklar üzerindeki basıncıdır. Kabızlık gebeliğin diğer bir şikayeti olan hemorordleri kötüleştirir. Bu sorunla karşılaşacak gebeler, genellikle bol su içecek bol meyve sebze ve salata tüketerek rahatfayabilrler hafif laksatifler ve dışkı yumuşatıcılar kullanılabilir. Sıvı elektrolit dengesini bozacağından kuvvetli müshillere ve lavmana başvurulmamalı.
Sık İdrara Çıkma
Büyüyen uterusun mesane üzerine bası yapmasından dolayı görülür. Herhangibir önlemi yoktur Sıvı alımı kısıtlanmalıdır. İdrar kaçırma ve üriner enf. riskini azaltacağından mesanenin sık sık boşaltılması önerilir. İdrar kaçırma varsa emici pedler kullanılabilir. Gebe idrar yaparken ağn, yanma hissediyorsa belirtiler dikkate alınmalıdır.
PRENATAL BESLENME
Gebelikte beslenme çok önemlidir. Beslenmenin gebeliğin seyri ve sonucuna önemli etkileri vardır. Beslenme ve diyet kapsamında, "gereken ile kullanılabilecek" terimlerinin açıklanması önemlidir. Buterimler birbirleriyle ilgili olmakla birlikte eş anlamlı değildir. " Gereken", spesifik bir besinin, yetmezlik durumunu önleyecek (normal sağlığı ve fonksiyonu sürdürebilecek) en az miktarı anlamına kullanılır. Besi gereksinmesi, kişiden kişiye ve aynı kişide de zaman zaman önemli değişiklikler gösterebilir. Belli bir besi maddesinin " kullanılabilecek" miktarıysa, ortalama gereksinmenin, kişisel farklılıklar, emiiim ve kullanıma uyarlanmış şeklidir ve elde edilen değer, bireye değil, topluma uygulanabilecek özelliklerdir. Tüm besi maddelerinde "kullanılabilecek" miktar,"gereken"'in üstündedir.
Gebelikte Görülen Psikolojik Değişiklikler
Gebelik kadının yaşamında bir dönüm noktasıdır. Bu dönemde kadın gebeliğini ve gelecekteki annelik rolünü benimsemesi gerekir. Bu benimsemeyi kadının i-nanç ve tutumlan, görev ve sorumlulukları, ilişkileri ve davranıştan etkiler. Gebeliğe uyum süreci geçmiş yaşam deneyimlerine göre değişiklik gösterir.
I. Trimesten Menstruasyonun kesilmesi, mide bulantıları, kendisini yorgun hissetmesi ambivalans duygulan ortaya çıkaran nedenlerdir. Bebekle ilgili çok az sevinç duyulduğu bir devredir.
Anne adayı olan kadın kendisinden başka çevresinde bulunan ve onun için önem taşıyan kişilerce de gebe olduğunun bilinmesi ve istenmiş olmasından emin olmak ister. Buda gebe kadının desteğe olan ihtiyacını açıkça ortaya koyar. Bu nedenle destek sağlama hemşirenin ya da ailenin yerine getirmesi gereken en önemli sorumluluğu gibi görülmektedir. Gebeliğin 12. haftasına doğru birçok kadın gebeliği kabullenme ve reddetme gibi zıt duygulan daha yoğun yaşar. Birçoğu kendi benlikleriyim, gebe bir kadın olma durumunu bağdaştıramazlar.
Hamilelikte Psikoloji
II. Trimester: İkinci trimestirde görülen fiziksel değişiklikler ambivalan duyguların ortadan kalkmasını hızlandırır. Bu dönemde kadın gücünü yavaş yavaş toplar. Bulantıları geçmiştir. Kendini iyi hisseder. Gebeliğe karşı olumlu duygular geliştirir. Bu dönemde fetus hareketlerinin başlamasıyla kadın ilgisini kendi içine yöneltir. Birinci trimesterde karşılaştığı problemleri, çözmüş olan kadının kişiliği bu dönemde daha denge içindedir.
III. Tıimester: Bu dönemde fiziksel görünümü büyümüş ve hantallaşmıştır. Artık daha çabuk yorulur ve yeni beden ölçüsüne uyum sağlamakta güçlük çeker, kendisini rahatsız eder. Artık gebelikten bıkmaya başlamıştır.
GEBENİN FİZİKİ MUAYENESİ ve gebelikte psikoloji
A. Gebenin Gözle Muayenesi
Gözle muayenede aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir.
Konjoktivalar, ağız mukazası soluk mu?
Fazla şişmen yada zayıf mı?
Dişlerde çürük var mı?
Meme başlarında çatlat ve içe çöküklük var mı?
Vücudunda ameliyat izi var mı?
Varisleri var mı ?
Vücudunda ve özellikle kalça kemiklerini ve eklemlerini ilgilendiren sakatlığı var mı?
B. Karnının Dıştan Elle Muayenesi
Bacaklarda ödem var mı?
Memelerde ele gelen bir kitle var mı?
Elle muayenelerde Leopoldun 5 manevrası ile fundus yüksekliğine göre; gebelik ayı fetüsün duruşu gelişi ve pelvise göre durumu değerlendirilir.
Leopold Manevraları Şöyle Yapılır;
I. Leopold Manevrası;
Gebe düz bir yere yatırılır, ebe gebenin sağına geçer, yüzü gebenin yüzüne doğrudur. 2 elin parmaklarını birleştirerek fundus yüksekliğini ölçer. Ayrıca fundusta fetüsün hangi kısmı olduğu belirlenmeye çalışır.
II. Leopold Manevrası;
Ebe 1. pozisyondaki duruşunu muhafaza eder. Karında bebeğin kol ve bacaklarını arayarak sırtının yerini tespit eder. Sırtının belirlenmesi ÇKS dinlenecek bölgenin tayini için önemlidir.
III. Leopold Manevrası; Ebe y »e gebeı i sağında iken sağ elinin 4 parmağı bitişik baş parmağı açık konumdayken pelvise doğru gelen kısmın, fetüsün hangi kısmı olduğunu bu manevrayla daha da kesinleşir.
IV. Leopold Manevrası; Ebe, gebenin sağındadır, ancak sırtı gebenin yüzüne dönüktür. Her 2 elini parmaklar bitişik biçimde karın duvarından pelvis içine,, derine doğru iterek fetüsün gelen kısmının pelvise yerleşip yerleşmediğine bakılır.
V. Leopold Manevrası; Ebe gebenin sağında yada solundadır Bir elinin parmakları pubis kemiğinin üzerinde, diğer elini de gelen kısmın üzerine koyar.
Eğer prezante olan kısmın üzerindeki parmaklar yüksekte ise bcş-peivis u-yuşmazlığı olabilir. Bu manevra gebeliğin son haftalarında, prezentasyon gerçekleştikten sonra yapılır.
C. Vajinal Muayene
Eylemden önce muayene; prezentrcjsyon ve pozisyon tayini için kullanışlı bir metod değildir. Daha çok abdominol palpasyon kullanılır. Eylemden önce henüz . servix kapalı iken yapılan vajinal muayeneler ilegelen kısmın pelvis içindeki yer, servixin durumu ve pelvisin ölçüleri hakkında bilgi verir.
Eylem şırasında servix açılır ve incelir. Bu sırada yapılan muayenelerde; fetusun prezantasyonu, pozisyonu ve angajman derecesi ile servixdeki silinme ve dilatasyon hakkında bilgi verir.
Konjugata Veranın Değerlendirilmesi
Bu pelvisin en önemli çapıdır. Derin tuşe ile ölçülür. Orta parmak promon-toryuma değiyor ise pubis kemiğinin alt ucundaki noktası işaretlenerek ölçülür. Bu ölçümden 1,5 cm çıkarılır ve konjugata vera bulunur, ortalama 11-11,5 cm'dir. Normalde el parmakları promontoryuma ulaşmaz, eğer ulaşıyorsa gebenin pelvisi dar demektir. Doğum mutlaka hastanede olmalıdır.
Pubis Açısının Değerlendirilmesi
Her iki pubis kemiğinin önde simfizisde birleştiği kollar arasında kalan açı 90°dir. Bu açı 90'dan küçük yada büyük olursa doğum mutlaka hastanede yapılmalıdır.
Spinolann Durumunun Değerlendirilmesi
Vajinanın 2 iç yan duvarında hafif belirgin dar kemiksi çıkıntılar fazla olduğun-da doğum kanalı daralır. Doğum mutlaka hastanede yapılmalıdır.
D. Çocuk Kalp Seslerinin Dinlenmesi (ÇKS)
Çocuk kalp sesleri anne ve çocuk açısından büyük önem taşır. Gebeliğin 2. yarısından sonra gebenin her kontrolünde ÇKS dinlenmelidir.
ÇKS en kolayı çocuk sırtının bulunduğu.yandan; baş gelişinde annenin göbek hizasının altında, makat gelişinde ise göbeğin hizasının altında, makat gelişinde ise göbeğin üst kısmında duyulur.
ÇKS normalde 120-160/dk arasındadır. ÇKS eylemin başında 30 dakikada bir, aktif fazda 15 dak. Bir eylemin 2. evresinde 5 dak. bir dinlenmelidir. Değişiklikler rapor edilmelidir.
E. Ağırlık Ölçümü
Gebelik tespit edildiğinden itibaren gebenin ağırlığı ölçülmeli ve takibi yapılmalıdır.
Gebe ilk 3 ayda 1 kilo, 3 aydan sonra ise her ay 1-2 kg arasında kilo alır. Ağırlık artısı tüm gebelik boyunca ortalama 9-13 kg'dır. Bu oran günümüzde geçerliliği azalmış olup her gebe kendi boy ve kilo oranına göre yani Beden Kitle Endexine göre kilo alınımının yapılması önerilmektedir.
F. Boy Ölçümü
Boyu 150 cm'den küçük olan gebelerde baş- pelvis uyuşmazlığı olasılığı fazladır. Gebe muhakkak hastahanede doğum yapmalıdır ve gerekirse Sezeryan ile olmalıdır.
6. Kan Basıncı Ölçümü
Her izlemede gebenin kan basıncı ölçülerek kaydedilmelidir. Kan basıncının yüksekliği için 140/90 mmHg sınır olarak kabul edilmektedir. Gebelikte HT. Teşhisi için gebelik öncesi TA maximale 30 minimale 15 mmHg eklenerek yapılır. Ayrıca Ht. Gebeler eklemesi yönünden de dikkatli takip edilmelidir.
H. Nabız Kontrolü ve Ateş Kontrolü
Gebelerde nabız normale göre 10-15 atım daha artabilir. Gebeler aritmi yönünden de dikkatli olunmalıdır.
Gebelerde ateş ölçümü yaparak olası bir enfeksiyonun olası tanısı ve tedavisi yapılabilir. 36,5 - 37,5 C° gereklilik için normaldir.
J. ödem Kontrolü
Gebede aşırı kilo almayla birlikte önce bacaklarda, sonra ellerde, yüzde ve karında ödem görülebilir.
Ödem kontrolünde, bacağın tibia kemiği üzerine başparmak ile bastırılır. Parmak kaldırıldığında, bastırılan yer çukur kalıyorsa ödem var demektir, ödem şiddetli anemi, kronik kalp ve böbrek hastalıkları, çoğul gebelik, hidroamnios, protein yetmezliği, fazla ayakta kalma ve toksemi sonucu görülebilir.
ödemi olan gebe tuzsuz beslendiği ve istirahat ettiğinde düzelme olmazsa; ödemle birlikte HT, idrarda protein varsa gebe toksemi yönünden incelemelidir.
K. Varis Kontrolü
Yorucu iş yapma veya fazla ayakta kalma sonucu varisler oluşabilir. Varislerin oluşmaması için; gebe uzun süre ayakta kalmaması veya oturması, sıkı iç çamaşırı, lastikli sıkan çorap giyilmemesi söylenmelidir.
Bacaklarda varis varsa, gebelere hafif egzersiz yapmaları, günde birkaç kez istirahat ederek bu sırada ayakları 30° kadar yukarı kaldırmaları önerilmelidir. Varis çorapları önerilebilir, ancak bunların sabah yataktan kalkmadan, ayaklar sarkıtılmadan giyilmesi gerekir.
Vuluoda varis varsa, doğum anında yırtılma olabileceği için doğum hastanede olmalıdır.
LABARATUVAR İNCELEMELERİ
a. Kanda Hemoglobin Düzeyi
Gebenin her trimestirde Hb. Düzeyi kontrol edilmelidir. Hb. Düzeyi normalde 16 g/dl. (%100)'dir. Bu 11 g(%70) altında olan gebeler anemi %60 altında ise şiddetli anemi olarak değerlendir
Ülkemizde özellikte gebelerde Fe eksikliği anemi sık görülür. Gebelikte fetüs ve plesenta gelişmekte olan kan sistemi için bütün demir gereksinimini anneden karşılar. Ayrıca gebe doğum sırasında ortalama 300 mi. Kan kaybeder. Bunların karşılanabilmesi için demir depolarının yeterli olması gerekir. Yetersiz beslenen ve sık gebelikler nedeniyle depoları önceden boşalmış kadınların gebeyken ek demire ihtiyaçları vardır. Bu yüzden gebeliğin 3. ayından sonra yiyeceklere ek olarak demir hapı alınmalıdır.
b. İdrarda Protein
Gebelikte toksemi açısından idrarda proteine bakmak önemlidir. Basit bir laboratuar muayenesi ile annenin durumu değerlendirilmiş ve erken tedavi edilmiş olur.
Tüpün 3/2'ne idrar konur. Tüp maşa il utularak ateşte kaynatılır, idrarda bulanıklık varsa 2-3 damla asetik asit(yoksa 2-3 damla limon- sirke) damlatılır bulanıklı-lık devam ediyorsa protein (+) demektir.
İdrarda protein varsa gebenin tuzsuz yemesi ve bol proteinli besin alması sağlanır, eklemsi yönünden de incelenmesi sağlanır.
c. Kan Grubunun Belirlenmesi
Kan grubu olanak varsa ebe tarafından bakılmalı olanak yoksa bu işlemi yapan bir merkeze gönderilmelidir.
Anne ile bebek arasında kan uyuşmazlığının olmaması, erken dönemde tedbir alınabilmesi için anne ve babanın kan gruplarının bilinmesi gerekir.