Mikroplardan Korunma Yollari Hakkinda

Mikroplardan Korunma Yolları, Mikroptan Korunmak İçin

İnsan organizması her mikrobu aynı şekilde, ya da her zaman kabul etmez. Sağlıklı kişilerde dıştan giren mikroplara karşı koruyucu güçler vardır. Bu güçler, alınan gıda maddelerine, vücudun direncine, o kişinin geçirdiği hastalıklara ve ruhsal etkenlere göre değişiktir. Dışarıdan giren belirli mikroplara karşı organizmada bulunan mikroplar da belirli bir şekilde ve bölgesel olarak tepki gösterirler. İnsan vücudunda hastalık yapmadan yaşayabilen kör mikroplar da bulunabilir.

Dayanıklılık, organizmanın direnç yeteneği olup kalıtım yoluyla geçen, ırk, yaş ve cinselliğe bağlı olan bir özelliktir. Ör­neğin, kızıl hastalığı yalnızca beyazlarda görülür. Bebeklerde tifüse hiç rastlanmaz. Dayanıklılık vücut büyüklüğüne bağlı değildir. Örneğin, tifüs çocuklarda, büyüklerde olduğundan çok daha hafif seyreder. Dayanıklılığı etkileyen etkenlerin ba­şında beslenme, meslek ve iklim gelir.

Bağışıklık hastalık koruyucusu olup daha önceden vücu­dun belirli mikroplara alışık olması anlamına gelir. Bağışık lık vücut dokularının yeteneklerinden biridir ve vücuda giren mikroplara karşı gösterilen direnç, aynı mikrobun ikinci giri­şi halinde yeniden hızlandırılır; böylece mikropların vücutta hastalık yapması dokular tarafından önlenmiş olur.

Bağışıklık iki türlü oluşturulur. Bunlardan biri aktif di­ğeri pasif bağışıklıktır. Aktif bağışıklık, zayıflatılmış mikrop­ların aşı aracılığıyla vücuda verilmesiyle, pasif bağışıklık ise, hastalık mikrobunun başka bir odakta üretilerek serum ha­linde verilmesiyle sağlanır. Bazı bağışıklıklar uzun süreli ba­zıları ise kısa sürelidir. Örneğin, çiçek aşısı uzun süreli bağı­şıklık sınıfına, kuduz serumu kısa süreli bağışıklık sınıfına girer.

Hastalığa karşı duyarlık hastalığın cinsine, ırka, cinse, ya­şa, geçirilmiş önceki hastalıklara ve ruhsal duruma sıkı sıkı­ya bağlıdır. Yetersiz beslenme, vitamin eksikliği, kronik ze­hirlenmeler, sinir sistemi ve metabolizma hastalıkları bulaşıcı hastalığa yakalanma olasılığını büyük ölçüde artıran etken­lerdir.
Hastalığın hazırlık ya da kuluçka dönemi mikropların vü­cuda girişi ile başlar ve hastalık belirtilerinin ortaya çıkma­sıyla sona erer. Bu dönemin süresi hastalık mikrobunun cin­sine göre değişiktir. Organizmanın bu sırada oluşturduğu sa­vunma önlemleri vardır. Hastalığın seyrine şekil veren de bu önlemlerdir. Kuluçka döneminin sonuna doğru solunum ve dış­kı yoluyla mikroplar yayılmaya başlar ve insanlara geçer. Bazı durumlarda mikrobu alan kişiler önceden aşılanmış olsalar bi­le hastalığa tutulmaktan kurtulamayabilirler. Hiçbir çocuk mikroplu hastalıklardan tamamen korunamaz. Ne var ki, be­lirli hastalıklara karşı aşı yoluyla bağışıklık sağlanmış kişi­lerde hastalık seyri hafiftir. Vücudun da mikroplara karşı aldı­ğı birtakım önlemler vardır. Vücut hastalık yapıcı antijeni ta­nıdığı takdirde hemen harekete geçerek antikor üretimine hız verir. Antikorlar mikropları öldürücü, akyuvarlar ise ölü mik­ropları yok edici vücut bekçileridir. Antikorlar lenf bezleri ta­rafından üretilip kana verilirler. Lenf bezlerinin bazı hastalık­larda şişmesinin nedeni de budur. Eğer vücut hastalık etkeni olan antijeni tanımıyorsa, göstereceği tepki yavaş olacağı için, hastalık etkeni olan mikropların vücuda yerleşmesinden sonra tepki başlar, ama iş işten geçmiş olur ve mikroplarla gerektiği gibi savaşamaz. Septisemi vakalarının çoğunda, vücut gereken tepkiyi gösteremez ve sürüler halinde kan dolaşımına giren mikropların ürettiği zehirli maddeler kanın zehirlenmesine ne­den olur.


Bulaşıcı hastalıkların genel belirtileri: Ateşin birdenbire yükselmesi o kişinin bir hastalığa yakalanma olasılığıyla kar­şı karşıya kaldığını gösterir. Hazırlık dönemi içinde bulaşıcı hastalık için ayrı ayrı olan özellikler henüz kendini belli etmez. Bu dönemde yalnızca ateş, titreme, üşüme, halsizlik, solunum güçlüğü, dolaşım bozukluğu ve ishal gibi genel belirtiler var­dır. Böyle durumlarda hastalığın başlaması beklenmeden ön­lemler alınmalıdır.

Koruyucu önlemler

Mikroplu hastalıklarda doktorun görevlerini şöyle sıralamak mümkündür.

1. Hastane tedavisini öngörmek.
2. Mikrop yayılmasını önlemek.
3. Hastalık önleyici önlemleri almak.
Bulaşıcı hastalıklarda, hastalığın cinsi ilgili yerlere bildi­rilmelidir. Kolera, lekelihumma, veba, çiçek, tifüs gibi has­talıklarda hasta hemen ayrılmalıdır. Diğer mikroplu hastalık­larda hasta evde de tedavi görebilir. Bu durumda hasta odası ayrılmalı, hastayla mümkün olduğu kadar az kişi temas et­melidir.
Bazı mikroplu hastalıklarda sağlıklı aile bireylerinin işe ya da okula gitmeleri hastalığın yayılma olasılığı karşısında tehlikeli olabilir. Bu yönden de önlemlerin alınması yerinde olur.
Hastaya bakan kişi hasta odasına girerken temiz bir ön­lük takmalı, odadan çıkarken ellerini dezenfektanlı suyla iyice yıkamalıdır. Eğer damlacıkla mikrop (difteri, verem) kapma olasılığı varsa, ağzına ve burnuna bir maske takmalıdır. Di­ğer aile bireyleriyle yakın ilişki kurmamalı ve kesinlikle ye­mek pişirmemelidir. Eğer hastaya özel bir oda ayıracak durum yoksa, hasta hemen bir hastane tedavisine yöneltilmelidir.

Diğer önlemler, hastanın sürekli kontrolünü ve hastalık üzerine bilgi verilerek aile bireylerinin aydınlatılmasını içerir. Tifüs, paratifo, kolera, veba (pestis), boğmaca, lekelihumma gibi hastalıklarda aile bireylerine hemen aşı yapılmalıdır.